(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 224, 225, 438)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.03.2005 tarih ve 2003/1062-2005/121 sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı İsmail Gürsoy tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan dava konusu meblağ 10.980.000.000.-TL'nin altında bulunduğundan HUMK.nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının TTK.nun 1301 inci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davalı Üniversal Sigorta A.Ş hakkındaki davanın atiye terkine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüne dair tesis edilen hüküm, davalı İsmail Gürsoy tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigortasına dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davalılardan İsmail Gürsoy süresinde yetki itirazında bulunmuştur. Yetki itirazı ilk itirazlardan olup, hadise prosedürü içinde incelenir. Yetki itirazı mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden HUMK.nun 224/II. maddesi gereğince davalının yetki itirazının incelendiği oturumda bulunma zorunluluğu yoktur. Aynı Yasanın 190-196. maddeleri uyarınca davalı gelmese dahi yetki itirazının öncelikle ve esasa girişilmeden önce incelenip, sonuçlandırılması gerekir. Anılan Yasa'nın 225 inci maddesine göre yetki itirazının reddine karar verilmiş ise, bu kararın oturumda bulunmayan davalıya tebliği zorunludur. Bu suretle mahkeme hem yetki itirazına ilişkin kararını davalıya bildirmiş, hem de esasa ilişkin yargılamanın yapılacağı oturuma davalıyı davet etmiş olur. Somut olayda mahkemece davalı İsmail Gürsoy'un yokluğunda yapılan 19.03.2004 tarihli celsede yetki itirazının reddine karar verilmiş, ancak bu karar davalıya tebliğ edilmeden hüküm kurulmuştur. Yetki itirazının reddine ilişkin karar oturumda bulunmayan davalıya tebliğ edilmeden, mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatasıdır. O halde, mahkemece bahse konu usul hükmüne riayet edilmeksizin işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, davalı İsmail Gürsoy, cevap dilekçesinde dava açılmadan önce hasarla ilgili olarak davacı tarafa ödemeler yaptığına ilişkin banka havale örnekleri eklemiş olmasına rağmen mahkemece bu savunma üzerinde durulmadan, gerçekten bir ödemesi olup olmadığı değerlendirilmeden karar verilmesi de kabul şekli bakımından yanlış olmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı İsmail Gürsoy'un temyiz itirazlarının kabulüyle kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy