(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 6. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.03.2005 tarih ve 2003/104-2005/130 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin TTK. nun 1301 inci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın kabulü ile, davalının takibe itirazının iptaline, takibin devamına, alacak likit olmadığından davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine dair tesis edilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı olarak yapılan ödemenin rücuan tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan icra takibinde asıl alacak olarak 3.378.000.000 TL talep edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davalının kusur oranına isabet eden tazminat miktarı 6.022.500.000 TL'dır. Davalı, aracının zorunlu ve ihtiyari mali sorumluluk poliçelerinden dolayı Axa Oyak Sigorta Şirketi tarafından davacıya toplam 2.700.000.000 TL ödeme yapıldığını, kusur oranına isabet eden miktardan yapılan ödemeler düşüldüğünde asıl alacak miktarının 3.322.500.000 TL kalması gerektiğini ileri sürmüş olmasına göre, davalının sigortacısı tarafından yapılan ödemelerin mahkemece araştırılarak davalının kusur oranına isabet eden miktardan düşülmesi sonucu bulunacak miktar ile davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, anılan yön üzerinde durulmadan eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, takip talebinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren %60 oranında temerrüt faizi yürütülmesi istenmiş olup, mahkemece takibin devamına karar vermek suretiyle tahsil anına kadar anılan oranın uygulanmasına karar verilmesi, faiz oranlarındaki değişimi göz ardı edici nitelikte bulunmaktadır. Oysa ki, mahkemece takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiziyle tahsile olanak sağlayacak ve taleple bağlılık ilkesi uyarınca %60 oranını geçmeyecek şekilde takibin devamına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine; 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy