(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 85)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.04.2005 tarih ve 2004/260-2005/165 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin TTK. nun 1301. maddesi hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davalı şirket yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Musa Öksüz yönünden davanın kısmen kabulüne dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı olarak yapılan ödemenin rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı şirketin kazaya neden olan otobüsün maliki veya işleteni olmadığı, sadece bilet satmak suretiyle aracılıkta bulunduğu, aracın çalışmasından dolayı bir menfaatinin olmadığı, bu nedenle herhangi bir sorumluluğunun ortaya çıkmadığı gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Davalı şirketin kazaya neden olan otobüsün yapacağı seferler için bilet sattığı hususu davalı şirketin bu yöndeki savunması ile de sabittir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesinde işleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu düzenlenmiş olup, maddede motorlu aracın bir teşebbüs unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibinin doğan zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu itibarla, anılan madde hükmü uyarınca kazaya karışan otobüsün davalı şirket tarafından kesilen biletle işletildiğinin kabulü gerektiğinden, söz konusu otobüsün neden olduğu kaza sonucu ortaya çıkan zarardan davalı şirketin de sorumlu tutulması gerekirken, davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki gerekçeyle hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi suretiyle yasaya aykırı ve bozma ilamına yanlış anlam verilerek hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy