(6831 S. K. m. 35) (6762 S. K. m. 529, 530, 531, 532/f-3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.12.2004 tarih ve 2004/1776-2004/1786 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalının Limitet Şirketin %50'şer paylı, münferiden imzaya yetkili şirket müdürü ve ortağı olduklarını, şirketin vergi borçlarının müvekkili tarafından ödendiğini, vergi borcundan da hissesi oranında sorunlu olan davalının herhangi bir ödemede bulunmadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, şirketin henüz tasfiye edilmediğini, vergi borcunun kapatılması için 1998 yılında kredi çekerek davacıya verdiğini, ancak davacının zamanında ödeme yapmadığından borcun arttığını, kusurlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre şirketin vergi borcunu ödeyen davacıya karşı şirketin borçlu olduğu, tasfiye halinde taahhüt ettiği, sermaye miktarı ile sorumluluğu bulunan davalının tasfiyeden önce borç ödeme sorumluluğu olmadığı gerekçesiyle itirazın iptali isteminin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, iki ortaklı limitet şirkette, ortaklardan birinin ödediği şirketin vergi borcunun, diğer ortaktan payı oranında tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, tasfiyeden önce ortakların borç ödeme sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bir sermaye şirketi türü olan limitet şirketlerde, ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona ermektedir. Türk Hukukunda ortaklar, limitet şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler. Başka bir ifade ile, limitet şirket, iki veya daha fazla gerçek ve tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulup, iktisadi konularda faaliyet gösteren, ortaklık borçlarından sadece ortaklığın malvarlığı ile sınırlı olarak sorumlu bulunduğu, esas sermayesi muayyen ve bu sermaye ortakların sermaye paylarının toplamına eşit olan ortaklıktır. Ortakların sorumluluğu sadece ortaklığa karşıdır ve esas sermaye payı ile sınırlıdır. İlke olarak kanun, ortaklarla limitet şirket alacaklıları arasında bir ilişki kurmamış, alacaklılara gereğinde ortaklara başvurma imkanını tanımamıştır. Bu ilkenin üç istisnası vardır. Birincisi. TTK. nun 532/f.3 maddesindeki açığı kapama yükümü, ikincisi selef sıfatıyla sorumluluk (TTK. 529, 530 ve 531 maddeleri) ve üçüncüsü ise kamu borçlarından ortakların sorumluluğudur. Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 4369 sayılı Yasa ile değişik 35 inci maddesi, limitet şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu Kanun hükmüne göre takibe tabi tutulacağını hükme bağlamıştır. Ortağın anılan bu borcu, onun limitet şirkete karşı taahhüt ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur.
Sorumluluk, sermaye payı oranıyla sınırlıdır. Fakat bahse konu borcun doğabilmesinin ön koşulu, amme borcunun limitet şirketten tahsil imkanının bulunmamasıdır. Başka bir anlatımla, amme borcunun, muhatabı olan şirketten tahsili yoluna gidilmesine rağmen, tahsilinin mümkün olmaması halinde ortakların sorumluluğu söz konusu olur. Kamu borcundan dolayı ortakların sorumluluğu, belli koşulların varlığı halinde, sermaye miktarı ile değil, sermaye payları oranında olup, davacı ortağın ödediğini iddia ettiği borcun tamamının amme alacağı olup olmadığı, borcun kaynakları, ödemeler anındaki limitet şirketin mali durumu, aktif ve pasifleri, uyuşmazlık konusu borcun ödendikleri tarihlerde, borcun asıl muhatabı şirketten tahsil imkanı olup olmadığı, davacının bu borcu hangi koşullarda ödediği, dava hakkı ve rücu koşullarının bulunup bulunmadığı üzerinde hiç durulmamıştır.
O halde, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde araştırma yapılması, gerektiğinde şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy