(1163 S. K. m. 81)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İskenderun Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.03.2004 tarih ve 2004/387-2004/470 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, 29.02.2004 tarihli genel kurulda yönetim ve denetim kuruluna aday çıkmadığı için seçim yapılamadığını, kooperatifin tasfiyesi ve tasfiye memurunun atanması kararı alındığı halde bunun yerine getirilemediğini, kooperatifin tüketim kooperatifi olduğunu ve piyasa koşullarına ayak uyduramadığı için giderlerin karşılanamadığını ve borçların ödenmesinin ileride daha zor olacağını ileri sürerek, kooperatifin tasfiyesini ve tasfiye memurunun atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece; iddia ve dosya kapsamına göre, davalı kooperatif genel kurulunda tasfiye memuru atanmasına karar verilmiş ise de kooperatifin feshine karar verilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatife tasfiye memuru atanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle, genel kurulca bir fesih kararı alınmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş olup, buna göre uyuşmazlık, kooperatif genel kurulunca alınan tasfiye kararının feshi de içerip içermediği noktasında toplanmaktadır.
Davalı kooperatifin ana sözleşmenin 50/2. maddesinde feshe genel kurulca karar verilebileceği belirtilmiştir. Buna göre, davaya dayanak yapılan genel kurulun tasfiyeye ilişkin 7 numaralı kararında, fesih ibaresi geçmese de mahkemenin gerekçesinin aksine, bu karar feshi de içermektedir. Zira, tasfiye kararının, fesih kararından sonra yapılacak işlemleri kapsamasına göre ve bu kararın alınma gerekçeleri ile genel kurulun seyri de dikkate alındığında, kararın tasfiye ile birlikte feshi de içerdiğinin kabulü gerekir. Nitekim Dairemizin 10.02.1994 gün ve E.3565/K.957 sayılı kararında da tasfiye talebinin feshi de içerdiği belirtilmiştir.
Öte yandan, fesih ve tasfiye kararı alınmış bir kooperatifte, ana sözleşmede tasfiye kurulunun genel kurulca seçileceğinin öngörülmesine rağmen, kooperatifin organların oluşamaması nedeniyle bu husus yerine getirilemiyorsa, bunun mahkemeden istenmesi mümkündür. ( Dairemizin 16.03.1992 E.6674/K.3599 sayılı kararı )
O halde mahkemece, genel kurulca alınmış bir fesih ve tasfiye kararının varlığı gözetilerek, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde işin esasına girilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uymayan yazılı gerekçelerle, davanın reddi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy