(818 S. K. m. 41, 51)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.02.2005 tarih ve 2003/1203-2005/106 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı bankanın Caddebostan Şubesi nezdinde hesabı bulunan müvekkilinin 14.10.2002 tarihinde henüz vadesi gelmemiş hazine bonoları bedelini bir arkadaşına yardım amacıyla çekebileceğini bildirmesi üzerine, davalı banka çalışanı Dilek Dizdaroğlu'nun parayı açığa alalım, ihtiyacınız olmazsa vadeyi bozmayalım diyerek müvekkiline tediye fişi imzalattığını, bir gün sonra müvekkilinin paraya ihtiyacı olmadığını bildirmesi üzerine Dilek Dizdaroğlu'nun da paranın hesapta durduğunu bildirdiğini, müvekkilinin davalı çalışanının usulsüz işlemleri nedeniyle yargılandığını haber alınca davalı bankaya müracaat ettiğini ve müvekkiline parasını çektiği söylenerek ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 14.10.2002 tarihinde bankada mevcut 10.000.000.000 TL. paranın 5.000.000.000 TL faizi ile birlikte 3.000.000.000 TL manevi tazminatın, reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 14.10.1002 tarihinde hesabındaki parayı çektiğini, bu durumun imzasını taşıyan ödeme fişi ile sabit olduğunu, müvekkili bankanın iki yetkilisinin imzasını taşımayan davacıya ait hesap cüzdanının geçerliliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, vade tarihinden önce yapıldığı iddia edilen ödemenin davacının elinde bulunan banka hesap cüzdanına işlenmediği gibi bankacılık uygulaması gereği ibraname de alınmadığı, ödeme fişinde de davalı banka genelgelerine aykırı şekilde tek imza bulunduğu, davacının davalı banka çalışanının işlemlerinden şüpheye düşmemesinin hayatın doğal akışına uygun olup müterafik kusur olarak kabul edilemeyeceği, ancak davacının kişilik haklarına tecavüz niteliğinde bir eylem tespit edilemediğinden manevi zararın da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.000.000.000 TL alacak aslı 5.000.000.000 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 15.000.000.000 TL'nın asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 810.00 YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 10.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy