(2004 S. K. m. 89)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.11.2004 tarih ve 2003/1541-2004/1433 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında leasing sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme devam ederken davalı kurumun faaliyetinin durdurulduğunu, davalı aleyhine takip başlatan dava dışı Ahmet Velioğlu'nun İİK. nun 89 uncu maddesi uyarınca haciz ihbarnamesine her nasılsa bir gün sonra itiraz ettiklerini, dava dışı anılan kişinin başlattığı takip nedeniyle müvekkilinin 16.600.000.000 TL. ödemede bulunduğunu, davalının tasfiye sürecinde olması nedeniyle bekletildiklerini ileri sürerek, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ödemede bulunduğu dava dışı kişinin hesabının kar ve zarara katılma hesabı olduğunu, müvekkili şirketin tasfiye halinde olduğunu, tasfiye sonuçlanmadan davacının alacak talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava dışı kişinin alacağının kar ve zarara katılma hesabından kaynaklandığı, davacının bu tür bir alacağı ödemesi nedeniyle hesap sahibinin haklarına halef olduğu, katılma hesabı sahibi olan gerçek ve tüzel kişilere faiz veya sabit gelir ödenemeyeceği, hesap sahibince yatırılan anaparanın aynen hesap sahibine geri ödeneceğinin de garanti edilemeyeceği, fonun işletilmesi sonucu zarar oluşmuşsa hesap sahibinin zararı da yüklenmek durumunda olduğu, bu nitelikler dikkate alındığında ortada mutlak ödenmesi gerekli muaccel bir alacak olmadığı, davalı finans kurumunun tasfiye halinde olup, tasfiye sonuçlanmadan bu belge uyarınca alacak talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, İİK.nun 89 uncu maddesi uyarınca, davacıya gönderilen haciz ihbarnamesine, süresinde itiraz edilmemesine dayalı olarak, ödenmek zorunda kalınan paranın, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de; alacaklı üçüncü kişiye ödeme yapan davacının, bu kişinin yerine geçtiği gerekçesiyle, davanın halefiyete dayalı bir dava olduğunun kabulü ile sonuca varılması doğru değildir. Zira, davacı, davalının alacaklısına ödeme yapmış olmakla borcun sona ermesini sağlamış ve buna göre davalı sebepsiz zenginleşmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekirken, halefiyete dayalı olarak değerlendirilmesi doğru olmamıştır.
2- Öte yandan, davacı vekili, dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında sunduğu dilekçelerle, davalının asıl borcu kabul ettiğini, buna bağlı olarak da davalının davacı adına açtığı hesaba asıl alacağı yatırdığını ve buna ilişkin faks belgesi olduğunu belirtmiş olmasına rağmen, bu konuda dosyaya ibraz edilen hesap özeti izleme ekranı belgesi dışında başka bir belge bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Bu açıklamalara göre, mahkemece, davacı tarafa, davalının borcu kabul ettiğine ilişkin faks belgesini ibraz etmesi için süre verilerek, davacı adına açılan hesabın açılma biçimi ve bu hesaptaki paranın davalı tarafından yatırılıp yatırılmadığı hususu araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy