(1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.10.2004 tarih ve 2003/1358-2004/1140 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili banka tarafından dava dışı Obitaş Ortadoğu Birlik İnş. Taah. A.Ş.'ne kullandırılan taşıt kredisinin teminatı olarak adı geçen firmanın kredi ile almış olduğu araç üzerinde rehin kurulduğunu ve bu aracın davalı şirkete kasko poliçesi ile sigortalandığını, müvekkilinin bu poliçenin dain ve mürtehin sıfatıyla lehdarı bulunup, bu poliçeden dolayı oluşacak alacak hakkının müvekkili bankaya rehinli olduğunu, sigortalı aracın 14.03.2001 tarihinde çalındığını, yapılan ihtarlar sonucu davalı tarafından 21.07.2003 tarihinde müvekkiline ödenen 10.500.000.000. TL'nın fazlaya ve faize ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla kabul edildiğini, çalınma tarihinden kısmi ödemenin yapıldığı tarihe kadar asıl alacağa ticari temerrüt faizi uygulanması gerektiğini, kısmi ödeme tarihinde alacaklarının 25.143.078.000. TL'na ulaştığını, bu miktardan ödenen kısım düşüldükten sonra 14.643.078.000. TL alacaklarının kaldığını ileri sürerek söz konusu miktarın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin hasar bedelini ödemede gecikmediğini, gecikme olduğu kabul edilse bile bu duruma davacının kendi üzerine düşen yükümlülükleri süresi içinde yerine getirmemesinin neden olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı taraf dain ve mürtehin sıfatıyla lehdarı olduğu davalıya kasko poliçesi ile sigortalı aracın çalındığı tarih itibariyle kredi borçlusu firmadan kullandırdığı taşıt kredisi uyarınca 9.799.387.000.TL alacağı bulunduğunu, bu miktarın davalının tazminle sorumlu olduğu hasar bedeli kapsamında kalmasına rağmen davalının bu bedeli ödemediğini ileri sürerek anılan bedele kısmi ödemenin yapıldığı 21.07.2003 tarihine kadar ticari temerrüt faizi uygulanmasını talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise temerrüt faizi hesabı araç bedeli olarak belirlenen 10.500.000.000.TL üzerinden yapılmış, mahkemece taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, fazlaya ait hakların ise saklı tutulmasına karar verilmiştir. Oysa ki, davacı tarafın temerrüt faizi hesabına esas alınmasını istediği miktar 9.799.387.000.TL olmasına göre bu miktar üzerinden temerrüt faizinin hesaplanması gerekirken HUMK.nun 74. maddesi hükmüne aykırı olarak 10.500.000.000.TL üzerinden hesaplama yapılması sonucu ortaya çıkan ve istemi aşan miktarın saklı tutulmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy