(Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ümraniye Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.01.2005 tarih ve 2002/595-2005/12 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı sigortacıya kasko sigortalı aracı hasarlandığı halde davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, şimdilik 10.000.000.000 TL. olay tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazanın iddia edilen yer, tarih ve şekilde oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın kaza tespit tutanağı ile sabit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, parça ve işçilik bedeli toplamı kadar tazminat hesabı yapılması yanında, aracın pertotal sayılmasının daha uygun olduğu görüşü de bildirilmiştir. Mahkemece, parça ve işçilik bedeli toplamına, istem ile bağlı kalınarak hükmedilmiş olup, davalı vekilinin rapora, tazminat miktarı bakımından yaptığı itiraz üzerine ek rapor alınmamıştır. Davacı yan, aracın pertotal sayılmaması gerektiği yönünde rapora itiraz etmediği gibi, bu yönden gerekçe bakımından kararı temyiz etmemiş olup, aracın pertotal sayılması gerektiğine ilişkin bilirkişi raporunda yer alan tespitin kesinleştiğinin kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece, aracın pertotal sayılması gerektiğinin kabulü ile aracın rayiç değeri ve soutaj değerinin bilirkişiden sorulup, farkının gerçek zarar olarak hükmedilmesi gerekirken, mümeyyiz davalı aleyhine yazılı fazla meblağa karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olup, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, mahkemece istem gibi olay tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmiştir. Oysa, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.3.1 inci maddesine göre sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp hasar ve tazminat miktarını tespit edip, sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Bu nedenle gerçek zararın tespitinden sonra sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir.
Bu itibarla, açıklanan sözleşme hükmünün tartışılması, sonucuna göre temerrüt faizi başlangıcının tespiti gerekirken, bu hüküm üzerinde durulmaması da kabul şekli bakımından doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, diğer bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy