(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.03.2005 tarih ve 2004/1295-2005/221 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlu Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine, bu mümkün olmadığı takdirde fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla ödenen toplam 2.107.000.000 TL'nın üyelikten çıkarma tarihine kadar olan rayiç değerinin hesaplanarak, taşınmaza malik olsaydı elde edeceği yararın bu rakama ilave edilmek suretiyle üyelikten çıkarılma tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili kooperatifin ortağı iken genel kurullarda belirlenen aidat borçlarını yerine getirmediğinden üyelikten çıkarıldığını, çıkarılma kararının tebliğ edildiğini ve karara karşı yasal yollara başvurulmayarak kararın kesinleştiğini, davacının parasal taleplerinin de hukuki dayanaktan yoksun ve Kooperatifler Hukuku mevzuatına aykırı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı hakkında alınmış bulunan 21.06.1999 tarihli çıkarma kararının kesinleşmiş bulunduğu, davacının ödediği aidatlar toplamının 2.107.000.000 TL olup, davalı temerrüde düşürülmediğinden davacının bu miktarı dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 2.107.000.000 TL'nın 01.06.2004 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, aşan istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kooperatif üyesi olunduğunun tespiti, bu mümkün olmadığı takdirde ise fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla ödenen 2.107.000.000 TL'nın üyelikten çıkarılma tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir. Buna göre, dava terditli olarak açılmış olup, öncelikle üyeliğin tespiti istenmiş, üye olunmadığının tespit edilmesi halinde ise bu durumda da ödenen aidatların tahsili istenmiştir. Yargılama sırasında davacı hakkında 21.06.1999 tarihinde üyelikten çıkarılmasına ilişkin olarak alınan kararın davacıya tebliğ edilerek kesinleşmiş olduğunun belirlenmesi nedeniyle davacının üye olmadığı anlaşılarak kooperatiften olan alacağı hüküm altına alınmıştır.
Davacının üyelikten çıkarıldığı 1999 yılına ait bilançonun 24.06.2000 tarihli genel kurulda kabul edildiği ve üyeliği sona eren ortaklara yapılacak geri ödemelerin geciktirilmesi yönünde genel kurulda herhangi bir karar alınmadığı anlaşılmakla, tip anasözleşmenin 15 inci maddesinde ayrılan üyenin haklarının bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verileceğinin düzenlenmiş bulunmasına göre, bu sürenin bitimi tarihinde kooperatifin anasözleşme hükmü gereğince kendiliğinden temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir. Bu nedenle, mahkemece kooperatifin temerrüde düşürülmediğinden bahisle davacının kooperatiften talep etmekte haklı bulunduğu 2.107.000.000 TL'na yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru olmadığı gibi, açılan davanın terditli bir dava olup, fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla başlangıç olarak 2.107.000.000 TL'nın talep edildiği ve bu miktarın artırılmadığı anlaşıldığından, bu miktar üzerinden hüküm kurulan davada reddedilen bir dava miktarı bulunmamasına rağmen davalı taraf yararına vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmeyip, kararın anılan yönlerden davacı yararına bozulması gerekirse de açıklanan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasına muhtaç olmadığından kararın HUMK. nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde geçen 01.06.2004 tarihinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine davalının temerrüdünün gerçekleştiği 25.07.2000 ibaresi ve tarihinin yazılması ile davalı yararına vekalet ücretinin karar altına alındığı hüküm fıkrasının 5 numaralı bendinin hüküm fıkrasından tamamen çıkarılması suretiyle hükmün davacı yararına düzeltilerek ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy