(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.01.2005 gün ve 2003/85-2005/4 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.11.2006 tarihinde davacı avukatı Kemal Tüccar ile davalı avukatı Oktay Yavuz gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunarak incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı şirketin kurucusu ve %20 payına sahip ortağı olduğunu, 21.12.1998 gününde müvekkilinin haberdar olmadığı, bir genel kurul toplantısı yapıldığını, anılan genel kurulda Mustafa, Yunus ve davacıdan oluşan yani bir yönetim kurul oluşturulduğunu, 26.10.1998 gününden Mustafa ve Yunus'un bir araya gelerek TTK. nun 330. maddesine ve anasözleşmeye aykırı olarak yönetim kurulu kararıyla Mustafa Sağlam'ı tek imza ile yetkili kıldıklarını, oysa anılan yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunu, şirketin denetçiliğine de şirket ortağı Mustafa Sağlamın damadı olan Orhan Cemil Önde'nin getirildiğini, böylece Mustafa ve Yunus Sağlam'ın kötü niyetli yönetimleri ve görevini ifa etmeyen bir denetçi neticesinde, şirketin kasası boş, hiçbir ihaleye girmeyen, devam etmekte olan işlerden gelen büyük tutarlardaki hak edişlerin akıbeti meçhul hale düşürüldüğünü ile sürerek, 21.10.1998 günlü genel kurul ve 26.10.1998 günlü yönetim kurulu kararının mutlak butlan ile sakat olmasından dolayı yok hükmünde sayılmasına, karar verilmesini, birleşen davasında ise şirketin 1998-2002 yıllarına ilişkin bütün ticari defter ve kayıtlarının denetlenmesi suretiyle şirket mal varlığının tespitine, şirket yönetiminin kayyuma devrine, fazla ait hakları saklı kalmak kaydıyla (100.000.000.000)TL kar payının tahsiline, denetleme neticesinde şirketin tasfiyesini gerektiren bir durumun varlığının tespiti halinde şirketin tasfiyesine kadar şirkete kayyum tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl davaya cevabında, davacının sahtekarlık yapıldığını ileri sürdüğü genel kurul toplantısına bizzat katıldığı, şirket ana sözleşmesinin 8. maddesi uyarınca yönetim kurulunun ekseriyetle toplanmasında bir usulsüzlük bulunmadığını, davacı iddialarının yersiz olduğunu belirterek, davanın reddini istemiş, birleşen davaya cevabında ise, davanın daha önce Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/619 E, s. dosyasında aynı sebebe ait olarak aynı istemleri içeren davasının feragat sebebiyle reddedildiğini, açılan davanın kesin hüküm sebebiyle reddinin gerektiğini, esastan da davacı iddialarının doğru olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, iş bu dava dosyasıyla birleşen 2003/86 s. dava dosyasının tarafları, konusu ve nedeni ile Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/375 E. S. kesinleşen dava dosyasının tarafları, konusu ve sebebinin aynı olduğu, asıl davada ise tazminatın iptali istendiği bununda 1998 ve devam eden yıllardaki genel kurul toplantılarına ait olduğu, bu konudaki isteğin 17.11.2001 günlü genel kurulda reddedilmesi sebebiyle Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucunda 2004/65-142 s. kararla iptal edilerek kararın kesinleştiği, bu haliyle her iki dosyanın tarafları, konusu ve sebebinin aynı olduğu gerekçesiyle, davanın kesin hüküm sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Karar: 1- Bir dava karara bağlanıp verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı taraflar arasında, aynı konuda, aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz, açılırsa HUMK. nun 237. maddesi uyarınca açılan dava kesin hükümden dolayı reddedilir.
Mahkemece görülmekte olan asıl davadaki davacı talebi, 21.10.1998 günlü davalı şirket genel kurulu ile 26.10.1998 günlü şirket yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ait olup, mahkemece kesin hüküm oluşturduğu iddia edilen Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/65 E, 2004/142 K s. ilamının konusu ise davalı şirketin 17.11.2001 günlü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir. 1998 günlü genel kurulun konusunu 1998 ve devam eden yıllardaki şirket faaliyetlerinin oluşturması mümkün olmadığından, mahkeme gerekçesinin aksine her iki davanın konusunun aynı olduğundan söz etme imkanı bulunmadığı gibi, temyize konu işbu dava dosyası ile birleşen davada, Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/375 E, 2003/630 K s. dosyasında görülen davadaki iddialarla aynen o davadaki bir takım istemlerin yanında ve o davadan farklı olarak kar payı alacağı talep edilmiştir, oysa ki, kesinleşen davadaki istek tasfiye alacağı payının tahsiline yöneliktir. Bu durumda, her ne kadar birleşen davadaki sair davacı istemleri kesinleşen mahkeme kararı uyarınca dinlenemez ise de, davacının kar payı alacağının kesinleşen davada dava konusu yapılmamış olması sebebiyle bu konuda bir kesin hüküm varlığından söz edilemeyeceğinden mahkemece hatalı gerekçe ile yazılı biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan sebeplerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 2 no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 no.lu bentte açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy