(Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 20. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.03.2005 tarih ve 2004/154-2005/98 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı müvekkili aracının, 23.12.2003 tarihinde dava dışı Raci Uslu kullanımındayken meydana gelen kaza sonucunda hasarlandığını, sigorta tazminatının aracın alkollü bir şahıs tarafından kullanıldığı, ihbarın doğru olmadığı gerekçesiyle ödenmediğini, oysa aracın bu şahıs tarafından kullanıldığını, alkolsüzlüğünün doktor raporu ile de sabit bulunduğunu ileri sürerek, 9.493.290.629.-TL. nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı aracın kaza anında alkollü sürücü tarafından kullanıldığını, olay mahallinden ayrıldığını, bu durumun tanık beyanlarıyla sabit bulunduğunu, rizikonun teminat haricinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın ihbar edildiği şekilde olmadığı, sigortalı araç sürücüsü, erkek ve bayan arkadaşlarının olay yerini terk ettikleri, daha sonra Recai Uslu'nun karakola başvurarak araç sürücüsü olarak ifade verdiği, yanıltıcı beyanlarda bulunduğu, davacının poliçe haklarını kaybettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, sigortalı aracın, kaza anında dava dışı Raci Uslu tarafından kullanılmadığı, kimliği açıklanmayan ve kaza mahallini terk eden alkollü bir kişi tarafından sevk ve idare edildiği yönündeki davalı tarafın savunmasının kanıtlanmış olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait aracın, davalı nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, 23.12.2003 tarihinde kimliği belirlenmeyen alkollü sürücünün kullanımındayken kazaya karıştığı uyuşmazlık konusu değildir. Davalı vekili, aracın alkollü kullanım sırasında hasarlandığını, bu nedenle rizikonun teminat dışında olduğunu savunmuştur. Taraflar arasındaki çekişme, meydana gelen rizikonun teminat kapsamında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Sigorta sözleşmesinin bir parçası olan Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.5 nci maddesinde sigortalı taşıtın uyuşturucu maddeler ve Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktarda fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların teminat dışında olacağı hükme bağlanmıştır. Dairemizin yerleşen uygulamasına göre hasarın teminat dışı sayılabilmesi, kazanın salt alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması koşuluna bağlıdır. Dolayısıyla, sürücünün almış olduğu alkolün oranı sonuca etkili değildir. Bu durumda, mahkemece, aralarında nöroloji ve trafik konusunda uzmanın bulunduğu bilirkişi heyetine birlikte inceleme yaptırılıp, olayın oluş şekli, hava, yol durumu gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirilip, rizikonun sadece alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurlarında rol oynayıp oynamadığının açıklığa kavuşturulması gerekir. Somut olayda kazanın oluş şekli, tarihi ve yeriyle ilgili hususlarda bir çekişme bulunmamaktadır. Davalı taraf, davacı vekilinin iddiasının aksine sigortalı aracın alkollü sürücü tarafından kullanıldığını da kanıtlamıştır. Bu durum karşısında, kazanın, sigortalı aracın alkollü kullanımı sırasında meydana geldiği kabul edilip, bozmadan sonra açıklama yapıldığı takdirde sürücünün kimliği de esas alınmak suretiyle yukarıda açıklandığı şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılıp, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediğinin, rizikonun teminat içinde kalıp kalmadığının tespitiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy