(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 388, 432, 433)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sarıyer Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.03.2005 tarih ve 2004/1559-2005/304 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan sigorta vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigorta vekilinin, TTK. nun 1301 inci maddesi hükmüne dayalı olarak, davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonunda, mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen kararı, davalardan sigorta vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Hüküm, davacı vekilince, HUMK. nun 433. maddesine dayanılarak 31.05.2005 tarihli temyize cevap dilekçesiyle, katılma yoluyla temyiz isteminde bulunmuş ise de yasanın öngördüğü 10 günlük temyiz süresi içinde harç yatırılmadığı ve dilekçenin temyiz defterine kaydedilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK. nun 432/4 üncü maddesi gereğince reddi gerekmiştir.
2- Davalı sigorta vekilinin temyizine gelince, dava kasko sigortası sözleşmesine dayalı, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, kararın gerekçesinde, Davalı sigorta şirketinin davadan sonra, duruşmadan önce dava konusu bedeli davacı hesabına yatırmış olup, davacı bu bedeli iade ettiğinden, paranın yatırıldığı 8.12.2004 tarihinden sonrası için davalının temerrüdü olamaz. Bunun dışında davayı ilk oturumda ana para yönünden kabul etmiş gerekir. Bu nedenle, davanın kabulüne, dava konusu paranın davacı tarafa ödenen kısım yönünden ödeme tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bilirkişi masrafının davacının yatırdığı ana para durumuna göre sorumlu tutulmamasına, mahkeme masrafının da ilk celse kabul gibi ücreti vekaletin de değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. şeklinde açıklama yazılı olduğu halde; hüküm fıkrasında, mümeyyiz davalı bakımından da davanın kabulüne ve hasar bedelinin 21.06.2004 ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, HUMK. nun 388 inci maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca, kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kararın, hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Mahkemece, anılan Yasa hükmüne aykırı olarak, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunacak şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK. nun 432/4. maddesi gereğince reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılardan sigorta vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalılardan sigorta yararına BOZULMASINA, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılardan sigorta vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınmadığı anlaşılan 12.20.-YTL temyiz ilam harcın temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Ray Sigorta A.Ş.'ne iadesine, 13.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy