(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 99)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sarıyer Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.03.2005 tarih ve 2004/1857-2005/448 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Ray Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigorta şirketi vekilinin, TTK.nun 1301 inci maddesi hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonunda mahkemece, davanın davalılardan sigorta şirketi ve Feridun Karabulut bakımından kabulüne dair verilen kararı, davalılardan sigorta şirketi vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK.nun 1301 inci madde hükmüne dayalı sigorta rücu istemine ilişkindir.
Davalılardan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta şirketi vekilinin, davacı yanın davadan önce ödeme talebinde bulunduğuna ilişkin savunması üzerinde durularak, mahkemece, yeterli belgeler ile yapılması gereken başvuru yazısı ve tebliğine ilişkin belge istenmek, ibraz edildiğinde 2918 sayılı KTK.nun 99/1 inci maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın 12 nci maddesi uyarınca tebliğ tarihine 8 iş günü ilave edilerek tespit edilecek tarihten, tebliğ kanıtlanamazsa dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken, bu olasılıklar üzerinde durulmadan bu tür davalarda ancak, sürücü ve malik olan diğer sorumlular bakımından uygulama yeri olan selefe ödeme tarihinin, bu davalı bakımından da faize başlangıç alınması doğru olmamıştır.
Öte yandan, davacıya kaskolu araca hasar veren araç özel araç olup, asıl zarar gören sigorta ettirenin isteyemeyeceği ticari temerrüt faizini, onun halefi sıfatıyla hareket eden davacı sigortanın da rücu davasında talep etmesinin mümkün bulunmamasına, hasar veren bu aracın işleteni davalılardan Feridun'un tacir olmamasına, dolayısıyla bu aracın haksız eyleminin de aynı Kanun'un 3 üncü maddesi uyarınca ticari iş niteliği taşımamasına, bu durumda bu davalıdan ancak yasal faiz istenebileceğine, bu davalının hukuki sorumluluğunu üzerine alan mümeyyiz davalı sigorta şirketinden de aynı oranda temerrüt faizi istenebileceğine göre, mahkemece mümeyyiz davalı sigorta yönüyle ticari olmayan işler için yasada öngörülen reeskont (yasal) oranda temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, ticari işlerdeki temerrüt faizi oranı olan avans oranında faize hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılardan sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy