(6762 S. K. m. 84, 85)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.03.2003 tarih ve 2001/489-2003/184 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kasko tarafından davalı şirkete kredi kullandırıldığını, diğer davalının da müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatını taşıdığını, kredi borcunun vadesinde ödenmemesi sonucu 09.02.2001 tarihli ihtarname ile hesabın kat edildiğini ancak davalıların halen ödemede bulunmadıklarını ileri sürerek, ( 27.893.500.446 ) TL.nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili şirket ile davacı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmesi amacıyla 25.11.1999 tarihli bir anlaşma uyarınca anapara borcunun ödendiğini ancak ( 12.000.000.000 ) TL. faiz borcunun ödenemediğini, bu borç ile ilgili müvekkili şirketçe 15.02.2001 tarihli ödeme teklifinde bulunulduğu halde davacı banka tarafından birevap verilmediğini, diğer müvekkili İrem'in ise kefil sıfatıyla sözleşmede imzası bulunmadığından borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu sözleşmenin dosyaya sunulmadığı, bu nedenle davalı İrem'in sözleşmenin kefili olduğu hakkında bir delil bulunmadığı, davalının bu konuda bir kabulünün de olmadığı, davacı bankanın 25.11.1999 tarihli yazısı ile davalı şirkete Ocak 2000 tarihinden itibaren anapara borcunun Ağustos 2000 tarihinden itibaren de toplam ( 12.000.000.000 ) TL. olarak sabitlenen faiz borcunun taksitle ödenmesinin önerildiği, anapara borcunun gecikme ile de olsa ödendiği, davalının sadece faiz borcunun kaldığı, davacı bankanın anılan yazısında ödemelerin geciktirilmesi halinde ne gibi bir işlem yapılacağının belirtilmediği, faiz alacağına faiz yürütüleceği konusunda da bir hüküm bulunmadığı, davacı bankanın süresinde ve süresinden sonra yapılan ödemeleri hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeden kabul ettiği, aksinin uygulanmasını gerektirecek ve tarafların kabullerini içerir başka bir delil ileri sürülmediği gerekçesiyle, davalı İrem hakkındaki davanın reddine, davalı şirket hakkındaki davanın kısmen kabulü ile ( 12.000.000.000 ) TL. faiz alacağının bu davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre ve BK.nun 484 ncü maddesi uyarınca kefalet aktinin geçerliliğinin yazılı şekle tabi bulunmasına, davacı tarafından da bu yönde bir delil sunulmamış olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi ile davalı İrem Özsoyeller hakkındaki kararın onanması gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin, davalı şirket hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; dava, banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı banka tarafından davalı şirkete hitaben kaleme alınan 25.11.1999 tarihli yazı ile kredi borcunun tasfiyesi amacıyla teklifte bulunulmuş, davalı şirketçe de ilk beş taksit süresinde, diğer iki taksit ödemesi ise süresinden sonra yapılmak suretiyle bu teklif kabul edilmiştir. Dolayısıyla, davacı teklifinde belirtilen anapara ve faiz borcu miktarları davacı ve davalı şirket açısından kesinleşmiştir. Banka kredi sözleşmelerinin geçerliliğinin yazılı şekle tabi bulunduğu hakkında herhangi bir yasa hükmü mevcut değildir. Her iki taraf da, delil olarak ticari defter ve kayıtlarına dayandıklarına göre Mahkemece, taraflar arasında cari hesap şeklinde işlediği belirtilerek davacı bankanın ticari defterleri incelenmek suretiyle düzenlenen bilirkişi raporundaki hesaplara neden itibar edilmediği yeterince açıklanmadan ve bilirkişi raporu değerlendirilmeden, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile davalı İrem Özsoyeller hakkındaki kararın ONANMASINA, ( 2 ) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, davalı şirket hakkındaki kararın davacı yararına BOZULMASINA, 16.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy