(6762 S. K. m. 52)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Foça Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.03.2005 tarih ve 2004/183-2005/102 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin lokanta hizmetleri alanında Doyuran ticari unvanı ile faaliyette bulunduğunu ve anılan ibarenin TPE nezdinde müvekkili şirket adına 14.02.2000 tarihinden itibaren marka olarak tescil edilmiş olduğunu, davalı şirketin ise 14.06.2004 tarihinde Doyuran Et Lokantası ticari unvanıyla tescilen kurularak müvekkili şirket ile aynı isim altında lokanta hizmetinde bulunduğunu, oysa ki davalıdan daha önceki tarihte tescil edilen ve marka tescil belgesi ile korunan Doyuran ibaresinin davalı şirket tarafından aynı isim altında tescilen kullanılmasının haksız rekabet yarattığını ileri sürerek, davalı şirketin haksız rekabet yaratan Doyuran unvanının iptal ve terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin ticari unvanı ile müvekkili şirketin ticari unvanı arasında hiçbir şekilde haksız rekabete yol açacak bir durum söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların ticari unvanında Doyuran ibaresi yer almakla birlikte haksız rekabete sebebiyet verecek ayniyetin bulunmadığı, ayrıca davalı şirketin faaliyet alanlarından biri olan restoran işletmesine ilişkin tabela ve logonun da biçim, renk ve faaliyet yeri itibariyle davacı şirketten farklı olduğu, davalı şirketin davacı şirketin şubesi olarak algılanmasını ve haksız rekabeti getiren benzerliğinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ticari unvan ile tescilli markaya yönelik tecavüzün ortadan kaldırılması istemlerine ilişkindir. Buna göre davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun en son 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile bu mahkemelerin yargı çevreleri adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsayacak şekilde belirlenmiştir. Bu durumda davanın bağlı olunan adalet komisyonunda bu davalara bakmakla görevlendirilmiş mahkemece görülmesi gerektiğinden Foça İlçesi'nin bağlı bulunduğu Karşıyaka Adli Yargı Adalet Komisyonu'nda bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin iki tane olması halinde 1 numaralı olan mahkemenin, ikiden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi bulunması halinde ise 3 numaralı mahkemenin fikri ve sınai haklara ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiş ihtisas mahkemesi olması nedeniyle uyuşmazlığın açıklanan şekilde belirlenecek ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilen Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, mahkemece bu hususun gözden kaçırılarak yargılamaya devam olunması ve uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy