(7397 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.12.2004 tarih ve 2003/141-2004/697 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete hayat sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan müvekkiline (2.069.912.000) TL. süre sonu alacağı olduğunun bildirildiğini, her yıl %100 prim artıran müvekkilinin alacağının çok daha fazla olduğunu ileri sürerek, müvekkiline ödenmesi gereken bedelin tespitini ve davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından davacıya, anılan meblağ kadar ödemede bulunulduğunu, bu ödemenin Hazine Müsteşarlığı'nca onaylanan teknik esaslara uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının talep edebileceği meblağın (2.069.912.000) TL. olduğu, bu meblağın kendisine ödendiğinin davacı tarafından kabul edildiği gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, hayat sigorta sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, yıllık %50 artan ücretli, %95 kar paylı hayat sigortası yaptırmış ve poliçe gereği süre sonu tazminatı almaya hak kazanmıştır. Davalı ise, davacı tarafından ödenen primlere göre anılan meblağ kadar ödeme yaptığını, davacıya daha fazla bir meblağın ödenmesinin mümkün olmayacağını savunmaktadır.
Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde TTK. hükümleri dışında Sigorta Murakabe Kanunu, bu yasalara dayanarak çıkartılan yönetmelik ve Sigorta Murakabe Kurulu Tebliğleri ile Tarifeleri dikkate alınarak bir aktüerya hesabı yapılması gerekli olup davalı sigortacı kayıtları üzerinde bu sahada uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulunca yaptırılacak inceleme ile sağlıklı bir sonuca varılması mümkündür. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişiler ise, bu hususlarda görüş bildirmeye yetkili olmadıkları gibi, düzenledikleri raporlarda da her hangi bir hesaplama yapmadan, davalı şirketçe yapılan hesaplamanın doğru olması gerektiğini bildirmekle yetinmişlerdir. Bu durum karşısında mahkemece davalı sigorta şirketinin merkezinde, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak yaptırılacak bir bilirkişi incelemesi ile tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmeden, dosya üzerinde yapılan yetersiz bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapora itibar edilerek, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy