(1163 S. K. m. 98) (6762 S. K. m. 309) (1086 S. K. m. 198) (765 S. K. m. 102, 104, 240)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Tire Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.12.2004 tarih ve 2004/281-2004/723 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin eski yönetim kurul üyesi olan davalıların kooperatifi (3.620.000.000) TL zarara uğrattıklarını ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, talebin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalılar hakkında açılan ceza davasına davacı tarafından müdahale talebinde bulunulmadığı ve ceza zamanaşımı süresini uzatan veya kesen bir nedenin bulunmadığı, 1163 sayılı Koop. K.nun 98. ve TTK. nun 309/4. maddesi uyarınca davanın en geç 5 yıllık uzamış zamanaşımı süresi içinde açılması gerektiği, davalılara isnat edilen haksız fiil tarihinin 1998 yılı ve öncesi olduğu, davanın ise 2004 yılında açıldığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif eski yöneticilerine karşı açılan sorumluluk davasıdır.
HUMK. nun 198. maddesi uyarınca süresinde cevap dilekçesi vermemiş ve yeni süre de istememiş olan taraf, esasa girişmeden önce mazeretini bildirerek sürenin uzatılmasını isteyebilir. Somut uyuşmazlıkta ise, davalılar vekilince süresinde cevap dilekçesi verilmediği ve yeni süre de istenmediği halde, ilk oturumda hiçbir mazeret bildirmeden cevap dilekçesini sunmak için süre talep edilmiş ve mahkemece verilen 3 günlük kesin süre içinde sunulan cevap dilekçesinde zamanaşımı savunmasında bulunulmuştur. Davacı vekili tarafından da, cevap dilekçesinin kendisine tebliğ edildiği oturumda zamanaşımı def'inin süresinde yapılmadığı bildirilerek, savunmanın genişletilmesi kabul edilmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, süresinde cevap dilekçesi vermeyip mazeret de bildirmeyen davalılar vekiline HUMK. nun 198. maddesine aykırı şekilde ek süre verilmesi ve savunmanın genişletilmesi itirazına rağmen zamanaşımı savunmasının süresinde yapıldığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Kaldı ki, TTK. nun 309/4. maddesi uyarınca, davalı yöneticilere isnat edilen fiil TCK. nun 240. maddesindeki cezayı gerektirdiği, ceza zamanaşımını kesen nedenlerin somut uyuşmazlıkta da mevcut olduğu ve bu durumda TCK. nun 102/4. ve 104/2. maddeleri uyarınca davanın 7,5 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy