(6762 S. K. m. 370)
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.02.2005 tarih ve 2003/118-2005/134 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla duruşma için belirlenen 14.11.2006 gününde davacı avukatı Ö. Göçük gelip, davalı tebligata rağmen gelmediğinden. temyiz dilekçelerinin de süresinde serildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 1998-1999-2000-2001 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısının TTK' nun 370.maddesince çağrısız ve ilamsız yapıldığını, oysa % 10 pay sahibi müvekkilinin toplantıya hazır bulunmaması ve vekille temsil edilmemesine karşın hazirun cetveline atılan sahte imzayla toplantıya katılmış gibi gösterildiğini, 13 03.2002 tarihli yönetim kurulu kararının altına da müvekkili adına sahte imza atıldığını ileri sürerek, 13.03.2002 tarihli genel kurul toplantısının ve bu toplantıya dayanarak alınan yönetim kurulu kararlarının ve imza sirkülerinin yok hükmünde olduğunun tespitini ve iptalini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, genel kurul tutanaklarına ve grafolojik raporlara dayanılarak, davacının genel kurulda 03.04.1994 tarihli vekaletnameyle bu konuda yetkili kıldığı vekili İ. Arsoy tarafından temsil edildiği, çağrısız genel kurul koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
TTK'nun 370.maddesi hükmüne göre, anonim şirketin pay sahiplerinin tamamı veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı taktirde genel kurul toplantılarına ilişkin diğer hükümler saklı kalmak şartıyla toplantıya çağrıya ilişkin merasime uymaksızın de genel kurul olarak toplanabilirler. Diğer bir anlatımla, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları zorunlu şarttır. Tek bir payın sahibi veya temsilcisi hazır bulunmaz veya toplantıyı terk ederse veya katılıp toplantı şekline itiraz ederse geçerli bir genel kurul toplantısından söz edilemez. Toplantıya katılmayan veya itirazı olan pay sahibinin genel kurulun gidişini, alınan kararların yeter sayısını etkileyebilecek durumunda olup olmaması da bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz. Değinilen iki şart gerçekleşmeden yapılan genel kurul yoklukla maluldür.
Paydaşların genel kurulda vekaleten temsilinin unsurlarının düzenlendiği Sermaye Şirketlerinin Genel Kurul Toplantıları ve Bu Toplantılarda Bulunacak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Komiserleri Hakkında Yönetmeliğin 23.maddesine göre, vekaletnamede şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı, pay sahibinin pay sayısı ile adı soyadı ve imzasının bulunması şarttır.
Davaya konu genel kurul toplantısı huzurun cetvelinde davacı genel kurula bizzat katılmış gösterilmiş ve genel kurul tutanağında da oy toplama ile görevlendirildiğine dair karar alınarak bu sıfatla imzası alınmıştır. Oysa, yaptırılan grafolojik inceleme sonunda Haziran cetvelinde ve genel kurul tutanağının altında davacı adına atılan imzaların davacıya değil şirketin hakim ortağı İ. Arsoy' a ait olduğu saptanmış bulunmaktadır.
Mahkemece, davacının genel kurul toplantısında yöntemince vekille temsil edildiği, kabulüne gerekçe gösterilen şirketin kurucu paydaşı davacı tarafından kuruluş öncesi İ. Arsoy'a 02.03.1994 tarihli vekaletnameyle verilen şirket toplantılarına katılma ve oy kullanmaya ilişkin yetkiler anılan yönetmelik şartlarına uygun düşmeyen genel nitelikteki yetki olduğu gibi vekaleten temsile geçerlilik tanınsa bile davacının bizzat katılarak oylamalarda oy kullanmış ve oy toplama görevini ifa etmiş gibi gösterilmesinin TTK' nun 370.maddesinde belirtilen çağrısız genel kurul şartlarına aykırılık taşıması nedeniyle genel kurulun yok hükmünde olduğunun gözden kaçırılması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450,00 YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy