(2918 S. K. m. 7, 13, 85) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Malatya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.04.2005 tarih ve 2003/523-2005/218 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlu Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko poliçesi ile sigortalı bulunan aracın seyri sırasında yolda bulunan çukura düşmesi ve takla atması sonucu hasarlandığını, kazada davalının KTK.nun 13. maddesinde düzenlenen yol bakım ve trafik güvenliğini sağlama yükümlülüğünü ihlal ettiğini kazanın oluşumunda davalının %75 oranında kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin hasar bedelini sigortalıya ödediğini, bu suretle TTK.nun 1301. maddesi uyarınca sigorta ettirenin haklarına halef bulunduğunu ileri sürerek davalının kusur oranına isabet eden 3.375.000.000 TL'nın faiziyle birlikte davalıdan rücuan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu yerde çalışma başlamadan önce müvekkilinin gerekli trafik işaretlerini koyduğunu, kazada kusurunun bulunmadığını, hasar miktarının da kabul edilemez olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın sigortalı aracın yolda bulunan çukura düşmesi sonucu meydana geldiği, kazada davalının %62,5 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı olarak yapılan ödemenin rücuan tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, davalı kurumun KTK.nun 13. maddesinde düzenlenen yol bakım ve trafik güvenliğini sağlama yükümlülüğünü ihlal etmesi, yoldaki kasisleri belirtmeye yönelik uyarı yapmaması nedeniyle sigortalı araçta oluşan hasardan sorumlu olduğunu iddia etmiştir.
Kamu hizmeti görmekle yükümlü davalı idareye 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın 7/a ve 13. maddelerinde karayollarında mal ve can güvenliği yönünden gerekli işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ile trafik güvenliğini sağlama görevleri verilmiş bulunmaktadır. Bu görevin 2918 sayılı Yasa'da verilmiş olması bunun ihlali nedeniyle oluşacak zarardan dolayı idarenin özel hukuk hükümlerine tabi olacağı sonucunu doğuramaz. Davalı idareye Yasa ile verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla idare aleyhine adli yargıda dava açılamaz. Esasen, 2918 sayılı Yasa'nın hukuki sorumluluğa ilişkin 85 ve onu izleyen maddelerinde araç işleteninin sorumluluğu düzenlenmiş olup, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan sorumluluğu bu Yasa kapsamı dışında tutulmuştur. O halde mahkemece, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün kusurlu olduğundan bahisle aleyhine açılan rücuan tazminat davasının tam yargı davası olarak idari yargı yerinde görülmesi gerektiği belirtilerek, yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy