(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.12.2004 tarih ve 2002/722-2004/840 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlu Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete ait işyerinde çalışırken geçirdiği iş kazası sonucu vefat eden sigortalı işçi Erdal Delibaş'ın kanuni varisleri tarafından müvekkili aleyhine açılan dava sonucu 200.000.000 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 21.07.1994 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiğini, bu karara dayalı olarak başlatılan icra takibi sonucu toplam 677.300.000 TL borcun ödenerek icra dosyasının kapatıldığını, icra dosyasına ödenen ve rücu alacağına dönüşen toplam 677.300.000 TL'nın ödeme tarihlerinden itibaren takip tarihine kadar %70 oranındaki yasal faizi karşılığı 928.000.000 TL'sı ile birlikte toplam 1.605.300.000 TL'nın tahsili için müvekkiline ait işyerini işveren mali sorumluluk poliçesi ile sigortalayan davalı şirket aleyhine icra takibinde bulunulduğunu, ancak davalının asıl borca ve faize karşı haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe vaki itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iş kazasının gerçekleştiği yerin işveren mali sorumluluk sigortasının müvekkili şirket tarafından temin edildiğini, sigortacının sorumluluğunun ancak ihbar ile başlamasının mümkün bulunmasına rağmen davacının müvekkili şirketin faize ilişkin sorumluluğunu kaza tarihinden itibaren başlatarak icra dosyasına ödemiş olduğu meblağın tamamını hiçbir hukuki gerekçeye dayandırmadan müvekkili şirketten talep etmesinin doğru olmadığını, davacının asıl alacağa yürüttüğü faizin de kabulünün mümkün bulunmadığını, müvekkilinin icra takibine vaki itirazının haklı ve hukuka uygun olması nedeniyle davacının icra inkar tazminatı talebinin de yasal olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, poliçede yazılı ödenecek tazminat miktarının maddi ve manevi ayrım yapılmaksızın poliçede yazılı meblağlara kadar temin edileceğine ilişkin kayıt uyarınca poliçe limiti dahilinde ödenen tüm miktarın ödeme tarihinden itibaren temerrüt faiziyle istenmesinde bir sakınca bulunmadığı, bu durumda ihbarın tebliğ tarihi olan 11.04.1995 ile olay tarihi olan 21.07.1994 arasındaki süre için 200.000.000 TL tazminat üzerinden işlemiş faiz farkının indirilmesine gerek olmadığı belirtilerek davanın kısmen kabulü ile, icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin 677.300.000 TL asıl ve 928.000.000 TL işlemiş faiz toplamı 1.605.300.000 TL üzerinden devamına, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren %70 oranını geçmeyecek şekilde değişen oranlarda reeskont faizi uygulanmasına, takibe konu alacağın yargılama yolu ile tazminat hukuku kurallarına göre belirlenmesi nedeniyle davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile taraflar arasında düzenlenen İşveren Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesinde işverenin zarar görenlere ödeyeceği tazminat miktarının poliçede yazılı meblağa kadar temin edileceğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle davalı sigorta şirketinin sigortalısı işverenin poliçe kapsamında zarar görenlere yaptığı tüm ödemeden sorumlu olduğunun anlaşılmasına göre davalının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davaya konu alacak iş kazası sonucu vefat eden işçinin yakınlarının uğradığı manevi zararın tazmin edilmesi sonucu yapılan bu ödemenin sorumluluk poliçesi kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davanın temelini oluşturan olay haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Ancak, söz konusu eylem hakkında davacının taraf olduğu yargılama sonucu verilen karar kesinleşerek kesin hüküm halini almış ve anılan karar uyarınca davacı tarafından hak sahiplerine ödemede bulunulmuştur. Davacı tarafından bu ödemenin rücuan tahsili için davalı sigorta şirketi hakkında icra takibine geçilmiş olmasına göre haksız eylemden kaynaklanan bu alacak hakkının yargılama sonucu verilen mahkeme kararı ile artık likit bir alacak hakkına dönüştüğünün kabulü gerekmektedir. Bu durumda, davacının yaptığı takip haksız eyleme değil, mahkeme kararıyla belirlenmiş alacağa dayandığından bu alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itiraz sonucu duran takibin devamı için açılan itirazın iptali davasında davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, temyiz harcı peşin alındığından davalıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy