(4389 S. K. m. 15, Ek m. 5) (5682 S. K. m. 22) (4369 S. K. m. 15)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.03.2005 tarih ve 2005/94 - 2005/194 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkili Prof. Dr. Erdal İnönü'nün %20 hissedarı olup, yönetiminde bulunmadığı, Sevinç İnönü'nün %5 hissedarı olarak yönetim kurulu üyesi olduğu Sohtorik Denizcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin yasal takibe uğramış ancak aciz vesikasına bağlanmamış borcundan dolayı 5020 Sayılı Bankalar Kanunu ile 4389 Sayılı Kanuna Ek 5. maddesi ile 15/3. maddeleri gereğince Pasaport Kanunu'nun 22. maddesi doğrultusunda davalı bankanın 28.02.2005 tarih ve 218 sayılı yazıları ile yurt dışına çıkışlarına tahdit getirildiğini, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve Anayasa'ya aykırı olduğunu, müvekkillerinin vatan hizmeti ya da vergi borcu bulunmadığı gibi vergi borçlarının da olmadığını ileri sürerek, müvekkilleri hakkında konan yurtdışına çıkış tahdidinin kaldırılmasını, 5020 Sayılı Yasayla 4389 Sayılı Yasa'ya ek 5. olarak getirilen düzenleme ile aynı Yasa'nın 15/3 maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan konunun Anayasa Mahkemesine götürülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, idari işlemin iptali için idare mahkemesinde dava açılması gerektiğinden mahkemenin görevli olmadığını, davacılara yurt dışı çıkış yasağı konulmasının yasal dayanaklarının 4389 Sayılı Kanunu'nun 5. maddesi ile 15/3. maddesinin uluslararası sözleşmelere ve Anayasa'ya aykırı olmadığını, Sohtorik Denizcilik San. ve Tic. A.Ş.'den olan müvekkili bankanın kredi alacağına müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan Sevinç İnönü ve şirketin hakim ortağı Erdal İnönü hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulması için talepte bulunduklarını, Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından da davalılar hakkında çıkış yasağı konulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre Fon'un yurt dışına çıkış tehdidi koyma talebinin Pasaport Kanunu'nun 22. maddesinde belirtilen hususlarla sınırlı olup genel güvenlik ve vergi borcu dışında tahdit isteminde bulunulamayacağı gerekçesiyle davacıların yurt dışına çıkış yasağı konulması kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 5020 Sayılı Kanun'la 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na getirilen Ek.5 ve 15/3 fıkrası uyarınca davacılar hakkında uygulanan yurtdışına çıkış yasağının kaldırılması istemine ilişkindir.
4389 Sayılı Bankalar Kanunu'na eklenen Ek.5. maddesine göre, kamu bankalarında ve sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan yada hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda ve kanunun yürürlüğe girmesinden önce bankacılık teamüllerine göre kredi kullanıp ta vadesi geçtiği halde ödenmemiş, süresi uzatılmamış, veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar hakkında Fon ve Hazine alacaklarına ilişkin tedbir, takip ve tahsil hükümlerinin bankalarınca uygulanacağı hususu düzenlenmiştir.
4389 Sayılı Yasa'nın 15/3. maddesi gereğince, 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun 22 nci maddesi hükümleri, Fon'un talebi üzerine Fon'a borçlu olanlar ile tüzel kişi borçluların kanuni temsilcileri hakkında da uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, banka kredi borcunu ödemediği iddia edilen şirketin yönetim kurulu üyesi ile ortağı hakkında 4389 Sayılı Yasa'nın 15/3. maddesi gereğince, davalı bankanın istemi üzerine yurt dışına çıkış yasağı konulmuştur.
Mahkemece, anılan düzenlemeler gözetilmeksizin, genel güvenlik yada vergi borcu dışında yurt dışına çıkış yasağı konulamayacağı, Pasaport Kanunu'nun 22. maddesinde belirtilen hususların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy