(818 S. K. m. 487)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Zeytinburnu Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.03.2005 tarih ve 2003/905-2005/73 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının, müvekkili kooperatif ile dava dışı üyesi arasında akdedilen ve davalının kefil olduğu kredi sözleşmesine dayanan ve ayrıca karşılığında bono düzenlenen 6.648.273108.TL. alacağının tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazlarının iptaline takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, fahiş olarak faiz hesaplandığını, bir kısım taleplerin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini ve %40 kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 761.152.540.TL. asıl alacak ve 2.991.602.042.TL. işlemiş faiz üzerinden itirazın iptali ve takibin devamına ve tarafların inkar tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki iki bendin kapsamı dışında ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kooperatife ödenmeyen kredi borcunun, kefil olan davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, borcun kapsamı ve işlemiş faizin nasıl belirleneceği noktasında olup, davalının, dava dışı üyenin kredi borcundan dolayı müteselsil kefili olduğu ve borcun kısmen ödenmediği hususlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Dairemiz yerleşik uygulamasına göre, BK.nun 487. maddesi hükmü uyarınca, müteselsil kefilin sorumluluğu, kredi sözleşmesinde tespit edilen kefalet limiti ve bu limite eklenebilecek kefilin kendi temerrüdünden doğan temerrüt faizi ve ferileriyle sınırlıdır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kredi borcunun kefili olan davalının temerrüdü araştırılmaksızın, borcun vade tarihlerinden itibaren işlemiş temerrüt faizi hesaplanmış ve buna göre hüküm kurulmuş ise de; yukarıda açıklanan ilkeye göre bu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3- Öte yandan, davalı vekilince, dava dışı borçluya kredi miktarından kesinti yapılarak eksik ödeme yapıldığı ve bu kesintilerden sorumlu olmadıkları savunulmuş olup, mahkemece, ana sözleşme uyarınca kesintinin yerinde olup olmadığı hususunda bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulması da isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy