(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Söke Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.10.2004 tarih ve 2001/784-2004/895 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan sözleşme uyarınca davalıya isabet eden kooperatif dairesinin kullanıma hazır bir şekilde müvekkiline teslimi gerektiğini, davalının yapılan uyarılara rağmen bunu yerine getirmediğini, yürütülen icra takibine karşı da itirazda bulunarak takibin durmasına neden olduğunu ileri sürerek yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında yapılan sözleşmede müvekkilinin payının davacı ile Saliha Doğan'a satıldığını, bu nedenle davacının sözleşmeden doğan haklarının kullanılmasına ilişkin bu davayı tek başına açmasının mümkün olmadığını, sözleşmede dairenin kapı ve pencerelerinin takılmasının üstlenildiğini, müvekkilinin satışa konu daireye ilişkin olarak başkaca bir yükümlülüğünün bulunmadığını savunarak davanın husumet ve esas yönlerinden reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapılan sözleşmede dairenin kapı, pencere ve mutfak ile mutfak dolaplarının yapımının davalıya ait olduğunun kararlaştırıldığı, davalının bu hususları tam olarak yerine getirmediği ve yapılacak işlerin emsal olarak gösterilen Necmettin Çakır'a ait bitmiş dairedeki imalatlarla aynı nitelikte olmasının kararlaştırılmasına rağmen aynı kalitede olmadığı, bu durumda açık ayıplı iş bedeli ile eksik iş bedelleri toplamının 1.095.668.000 TL olup, davacının diğer imalatlara ilişkin istemlerinin davalı tarafından yerine getirileceği yönündeki iddiasının ise kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, takibin 1.095.668.000 TL asıl miktar üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte devamına, davacının fazlaya ait istemi ile alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden her iki tarafın tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında yapılan sözleşme uyarınca davalıya isabet eden kooperatif dairesinin kullanıma hazır şekilde davacıya teslim edilmemesi nedeniyle yapılmayan işlerin bedelinin tahsiline yönelik olarak yürütülen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf, davayı davalı ile yapılan sözleşmeye dayandırmıştır. Dosyada mevcut sözleşme incelendiğinde İsmail Destici'nin konuttaki hakkının tamamını müştereken ve mütesaviyen Saliha Doğan ve Şakir Doğan'a devrettiği belirtilerek sözleşme satıcı İsmail Destici ve alıcılar Şakir Doğan ile Saliha Doğan tarafından imza altına alınmıştır. Davalı taraf davaya yanıtında, davacının dayandığı sözleşmede kooperatif payının müştereken Şakir Doğan ve Saliha Doğan'a satıldığının belirtildiğini, buna göre davacının sözleşmeden doğan hakların tamamına ilişkin olarak tek başına dava açamayacağını savunarak davanın öncelikle bu nedene dayalı olarak husumetten reddini istemiştir. Bu durumda davalı taraf davacının aktif husumet ehliyetine yönelik olarak itirazda bulunmuş olduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilmeden önce bu yön üzerinde durularak davacının sözleşmeden doğan hakların tamamını davalıya karşı tek başına kullanabilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesi, yapılacak inceleme ve toplanan delillere göre bunun mümkün olmadığı kanaatine varılması halinde ise bu kez de davacının sözleşmeden doğan haklardan sadece kendi payına düşen kısım için takip ve dava hakkını kullanabileceğinin dikkate alınması gerekirken mahkemece anılan yön üzerinde durulmadan uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy