(6762 S. K. m. 34) (6183 S. K. m. 62) (Ticaret Sicili Tüzüğü m. 28)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 14. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.03.2005 tarih ve 2004/562-2005/134 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi Selim Gülmen'in görevinden istifa ettiğini, bu istifanın kabul edildiğini, aynı yetkilerle yerine Birol Kaplan'ın atandığını, tescil için davalıya yapılan başvurusunun TMSF.nin 11.05.2004 tarihli kararı sebep gösterilerek ret edildiğini, başvuruda bir usulsüzlük bulunmadığını, TMSF'na yapılan başvurunun kabul edilmediğini, oysa yetki sınırını aştığını, davalının şeklen inceleme yaparak tescil işlemi yapması gerektiğini, bu kararın kaldırılması için itiraz ettiklerini, kabul edilmediğini, davalının kendiliğinden hareket edemeyeceğini ileri sürerek, ret kararının iptaline, tescil ve ilana karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin şeklen inceleme yetkesinin bulunduğunu, TMSF'nin kararı ile el konulan Etibank A.Ş'nin yönetici ve ortaklarının ortaklık veya herhangi bir şekilde bağlantısının bulunduğu tespit edilen şirketler hakkında tescil ve ilanlar yapılmayarak 6183 sayılı Yasa uyarınca haciz konulmasının istendiğini, bu nedenle işlem yapılmadığını, bakanlık görüşünün de bu yönde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin hissedarlarının paylarının 6183 sayılı Yasa uyarınca hacizli bulunduğu, bu nedenle davacı şirketle ilgili olarak tescil ve ilan yapılmaması hususunun TMSF tarafından davalıya bildirildiği, yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmenin kabule bağlı olmadığı, şirketlerle ilgili bazı hususların tescil ve ilan edilmesi gerektiği, davacı şirketle ilgili tescil ve ilanların yapılmamasının alacaklıların da zararına olacağı, davacının itirazında haklı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı şirketin 01.09.2004 tarih ve 1 sayılı yönetim kurulu kararının tescil ve ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin yönetim kurulu üyeliğine yapılan atamanın davalı ticaret sicil memurluğu tarafından tescil edilmemesi nedeniyle işlemin iptali ve tescilin sağlanması istemine yöneliktir.
TTK.nun 34 üncü ve Ticaret Sicili Tüzüğü'nün 28 inci maddeleri hükümleri uyarınca sicil memuru, tescil için aranan yasal şartların mevcut olup olmadığını re'sen araştırmakla görevlidir.
Somut olayda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından 19.02.2002 tarihli yazı ile Etibank A.Ş.'nin eski ortaklarının tüm mal ve haklarına 6183 Sayılı Yasa'nın 62 nci maddesine göre haciz konulduğu belirtilerek bu kişilerin ortaklık veya her hangi bir şekilde bağlantılarının bulunduğu tespit edilen şirketler hakkında ilan ve tescil işlemlerinin yapılmaması istenilmiş, son olarak da 11.05.2004 tarihli yazı ile sadece Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu lehine menkul rehni ve ipotek tesis edilebilmesi amacıyla sınırlı olarak yetki verildiği bildirilmiştir.
Davacı şirket, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan yukarıda açıklanan işlemleri nedeniyle davaya konu işlemin gerçekleştirilmesi konusunda izin istemiş, ancak Fon tarafından olumlu veya olumsuz bir yanıt verilmemiştir.
Kamu tüzel kişiliğini haiz Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun yukarıda açıklanan işlemlerinin, kendisi veya yargı mercileri tarafından iptal edilmediği müddetçe uygulanması zorunludur. Somut olayda da bu şekilde verilmiş bir iptal kararı bulunmadığı ve idari işlem mevcudiyetini muhafaza ettiği cihetle, davalı ticaret sicil memurluğu tarafından bu idari işlem gözetilerek tescilden kaçınılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
O halde, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmadan yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy