(6183 S. K. m. 62) (6762 S. K. m. 34) (Ticaret Sicili Tüzüğü m. 28)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 14. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.03.2005 tarih ve 2004/559-2005/133 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olan Selim Gülmen'in görevinden istifa ettiğini ve istifasının kabul edildiğini, istifa eden üyenin yerine TTK. nun 315 inci maddesi uyarınca Birol Kaplan'ın seçildiğini, bu işlemlerin tescil ve ilanı amacıyla davalıya başvurduklarını, davalının TMSF Tahsilat Dairesinin gönderdiği 19.02.2002 tarihli yazı ile BDDK.nun 27.10.2000 tarihli kararı ile TMSF'na devredilen Etibank A.Ş.'nin eski ortakları hakkında 6183 AATUHK.nun 62 nci kamu borçlularının herhangi bir şekilde ortaklık bağlantısının bulunduğu tespit edilen şirketler hakkında haciz konulmasının istenmesi nedeniyle taleplerinin reddedildiğini, itirazlarının 10.12.2004 tarihli kararla davalıca reddedildiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davalının anılan tarihli memurluk kararının iptaline, müvekkili şirketin yönetim kurulu üyeliğinden ayrılan Selim Gülmen'in istifasının kabulüne ve Birol Kaplan'ın TTK.nun 315 inci maddesi uyarınca ilk genel kurulun onayına sunulmak üzere yönetim kurulu üyeliğine atanmasına ilişkin kararın, tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işlemin kanun kapsamında yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, yönetim kurulunun anonim şirketlerde zorunlu organlardan biri olduğu, yönetim kurulu üyesinin istifa ile görevinden ayrılabileceği, yönetim kuruluna ilişkin tescil ilanının yapılmaması halinde davacı şirket yönünden TMSF'nin uygulamak istediği tedbirin amacı ile bağdaşmaz bir şekilde şirket varlığının, dolayısı ile kamu alacağının tahsili yönünden yaratılacak tehlikenin varlığının ortada olduğu, gerekçesiyle, Ticaret Sicil Memurluğu kararının iptali ile davacı şirketin yönetim kurulu kararının tescil ve ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı Ticaret Sicil Memurluğu vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin yönetim kurulu üyeliğine yapılan atamanın, davalı ticaret sicil memurluğu tarafından tescil edilmemesi nedeniyle işlemin iptali ve tescilin sağlanması istemine yöneliktir.
TTK. nun 34 üncü maddesi ile Ticaret Sicili Tüzüğü'nün 28 nci maddesine göre sicil memuru tescil için aranan kanuni şartların mevcut olup olmadığını resen araştırmakla görevlidir.
Somut olayda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından 19.02.2002 tarihli yazı ile Etibank A.Ş.nin eski ortaklarının tüm mal ve haklarına 6183 sayılı Kanunun 62 nci maddesine göre haciz konulduğu belirtilerek bu kişilerin ortaklık veya her hangi bir şekilde bağlantılarının bulunduğu tespit edilen şirketler hakkında ilan ve tescil işlemlerinin yapılmaması istenilmiş, son olarak 11.05.2004 tarihli yazı ile de, sadece Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu lehine menkul rehni ve ipotek tesis edilebilmesi amacıyla sınırlı olarak yetki verildiği bildirilmiştir.
Davacı şirket, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan yukarıda açıklanan işlemleri nedeniyle davaya konu işlemin gerçekleştirilmesi konusunda izin istemiş ancak fon tarafından olumlu veya olumsuz bir yanıt verilmemiştir.
Kamu tüzel kişiliğini haiz Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun yukarıda açıklanan işlemlerinin, kendisi veya yargı mercileri tarafından iptal edilmediği müddetçe uygulanması zorunludur. Somut olayda da bu şekilde verilmiş bir iptal kararı bulunmadığı ve idari işlem mevcudiyetini muhafaza ettiği cihetle, davalı ticaret sicil memurluğu tarafından bu idari işlem gözetilerek tescilden kaçınılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmadan, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy