(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 287)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.03.2005 tarih ve 2004/199-2005/88 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketçe yurt dışından ithal edilen davalı sigorta şirketine nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan emtianın bir kısmının gümrük sahasında hasarlanmasına rağmen yasaya aykırı koşul gerekçe gösterilerek ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 3.007.186.379-TL.'nın temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçenin ön yüzünde yer alan şartlarda herhangi bir hasardan sorumlu kişilerin imzalarının tutanağa geçirilmesi, aksi takdirde tazminat taleplerinin kabul edilemeyeceğinin belirtildiğini, oysa dava konusu edilen hasara ilişkin olarak herhangi bir hasar tutanağının mevcut olmadığını, hasarın nakliye sırasında meydana geldiğinin de belli olmadığını, nakliyenin sona ermesinden sonra meydana gelmiş olabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, hasar durumunda hasardan sorumlu kişilerin imzasının bulunduğu bir tutanak tanzim edilmesi, aksi takdirde sigorta tazminatının ödenmeyeceği şeklindeki poliçe özel şartının HUMK. nun 287/2 nci maddesi anlamında delil sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, sigortalının meydana gelen hasarı bu özel şartta ifade edilen şekilde belgelendirmek suretiyle ispat edebileceği, zararın ispatına ilişkin kanuni düzenlemelerin mutlak ve emredici nitelikte olmadığı, sigorta poliçelerinde zararın ispat biçimine ilişkin delil sözleşmesi yapılabileceği, hasar sorumlusunun imzasını taşıyan bir belge bulunmadığı, davacı şirket elemanlarınca düzenlenen tutanağında bu nitelikte bir belge ve hasarın meydana geldiği yerinde belli olmadığı, davacının poliçe gereğini yerine getirmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında geçerli bir sigorta ilişkisinin kurulduğu ve hasarın meydana geldiği noktalarında bir uyuşmazlık bulunmayıp, çekişme, poliçede özel şartlar arasında yer alan Tahliye limanında geminin ambar kapaklarının açılması, emtianın tahliyesi veya gümrükten çekilmesi aşamalarında herhangi bir hasar veya kayıp tespit edildiği anda şirketimize ihbarda bulunulması ve hasardan sorumlu kişilerin imzalarının tutanağa geçirilmesi gerekmektedir. Aksi halde, tazminat talepleri kabul edilmeyecektir. hükmünden kaynaklanmaktadır.
Somut olayda, davacı vekili, sigortalı emtianın bir kısmının gümrük sahasında hasarlandığını ileri sürmüş, davalı vekili, poliçenin ön yüzünde yer alan şartlarda hasardan sorumlu kişilerin imzalarının tutanağa geçirilmesi, aksi takdirde tazminat taleplerinin kabul edilemeyeceğinin belirtildiğini, oysa dava konusu edilen hasara ilişkin olarak herhangi bir hasar tutanağının mevcut olmadığını savunmuş, mahkemece yazılı gerekçelerle, davacının poliçe gereğini yerine getirmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar, mahkemece, poliçe özel şartının HUMK. nun 287/2 nci maddesi anlamında delil sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, sigortalının meydana gelen hasarı bu özel şartta ifade edilen şekilde belgelendirmek suretiyle ispat edebileceği, zararın ispatına ilişkin kanuni düzenlemelerin mutlak ve emredici nitelikte olmadığı, sigorta poliçelerinde zararın ispat biçimine ilişkin delil sözleşmesi yapılabileceği tespitleri yerinde ve isabetli ise de, davacı vekili, gerek bilirkişi raporuna itirazında, gerek yargılama aşamasında, gümrüklü sahaya girmek suretiyle emtiayı kontrol etmenin olanaklı olmadığını, hasara ilişkin bir tutanağın tutturmanın da fiilen mümkün bulunmadığını, hasarın işyerinde fark edildiğini iddia etmiş olması karşısında, mahkemece, bu iddia üzerinde durulup tartışılmaksızın davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davacının iddiaları üzerinde durularak, sigortalının hasar sorumlusunun imzasını taşıyan hasar tutanağını temin olanağının bulunup bulunmadığı belirlenmek, başka bir deyişle, poliçedeki anılan şartın gereğini yerine getirip getirmesinin mümkün olup olmadığı araştırılıp tartışılmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy