(6762 S. K. m. 1269, 1270)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.05.2005 tarih ve 2004/497-2005/222 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko poliçesi ile sigortalı olduğu sırada meydana gelen trafik kazası sonucu hasarlandığını, davalı şirkete hasar ihbarında bulunulduğunu ancak davalının yasal dayanaktan yoksun ve Poliçe Genel Şartları'na aykırı gerekçelerle hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek poliçe teminatı olan 13.690.000.000 TL araç bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kaza sırasında aracı kullanan sürücünün alkollü olduğunu, kazanın tek taraflı ve tamamen alkolün etkisiyle meydana geldiğini, bu nedenle davacının talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı araç sürücüsünün dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığı, kazanın oluşumunda tamamen kusurlu bulunduğu, meydana gelen zararın davalı tarafça tazmininin gerektiği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirkete kasko poliçesiyle sigortalı aracın hasarlanması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davaya konu tazminat alacağının dayanağı oluşturan sigorta poliçesinde dava dışı Türkiye Ticaret Bankası A.Ş. Edirne Şubesi'nin dain mürtehin olarak kayıtlandığı anlaşılmıştır. Böyle bir durumda, sigortalı rehin hakkı sahibi olduğundan sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona aittir. Bu itibarla, sigorta ettiren ancak lehine rehin verilen alacaklının açık muvafakatını almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği taktirde, tazminat isteme hakkına sahip olur. Buna göre mahkemece, asıl dava ve talep hakkına sahip bankadan açılan davaya muvafakat veya icazetleri olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usuli işlem tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken; davacının aktif taraf sıfatına (husumete) ilişkin olan ve mahkemece re'sen göz önünde bulundurulması gereken bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden iadesine, 28.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy