(4389 S. K. m. 14) (2499 S. K. m. 46/A)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.03.2005 gün ve 2002/1222-2005/206 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki duruşmalı olarak davacı vekili ile davalılardan BDDK vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.11.2006 tarihinde davacı avukatı Suna Altun ile davalılardan 1- HSCB avukatı İlker Peksezer, 2- BDDK avukatı Onur Irmak, 3- TMSF avukatı Betül Lekesiz, 4- YKF avukatı Aycan Topay Tekes geldiler, sair davalı Merkez Bankası vekili tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunarak incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin İMKB'den satın aldığı Demirbank A.Ş. hisselerinin BDDK.nun 05.12.2000 günlü kararı ile bankanın TMSF'na devredilmesi sonucunda 25.01.2001 gününde davalı TMSF hesabına aktarıldığını hiçbir bedel ödenmeksizin hisseleri elinden alınan ve portföyündeki Demirbank hisselerini kaybından doğan zararlarından davalı bankanın hisse senedi ihraç eden, davalı TCMB'nin piyasayı yapıcı şekilde yönlendirmemesi, bankayı yüksek faizlerle borçlandırması, nezdindeki Demirbank'a ilişkin Hazine bonolarının değişimini yapmayarak zararının büyümesine neden olduğundan, davalı BDDK.nun bankanın sermaye artışı talebini incelemeden yönetim ve denetimini TMSF'na devretmiş olması sebebiyle davalı TMSF'nin ise Takasbank'taki hesaptan hisseleri alıp havuz hesabına aktarmış olması nedeniyle, davalı Yatırımcıyı Koruma Fonu'nun ise SPK. 46. maddesi gereğince zarardan sorumluğu bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilinin sahip olduğu Demirbank A.Ş. hisse senetlerinin bankaya el konulduğu tarihteki İMKB pazarındaki değeri ve bunun 1 senelik faizi karşılığı 6.672.500.000.000 TL. ile bankanın HSBC'ne devrinde gösterilen ve yatırımcılara ödenmesi gereken peştemaliye ücretinden davacının hisselerine düşen 5.964.853.311.000 TL. olmak üzere toplam 12.637.353.000.000 TL. den şimdilik 300.000.000.000 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı Yatırımcıyı Koruma Fonu vekili, davacının banka ortağı olması sebebiyle SPK.nun 46/A maddesinden yararlanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı banka vekili, sair davalıların işlemlerinde bankasının herhangi bir biçimde yer almadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılar TCMB, BDDK ve TMSF vekilleri, davalı banka hakkındaki işlemlerin kamu gücüne dayalı idari tasarruflar kapsamında olduğunu ve davanın İdari Yargı'nın görev alınana girdiğini, esas açısından da reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının sahibi olduğu hisse senetlerinin adedinin, hangi yolla elde edildiğinin, bu hisse senetlerine el konulması sonuncuda oluşan zararının hangi yöntemle hesaplandığının, peştemaliye ücretinden davacıya ödenmesi gereken tutarın hangi kriterlere göre belirlendiğinin dava dilekçesinden anlaşılmadığı gibi, davalı Demirbank A.Ş.'nin halefi HSBC Bank'ın sorumluluğunu gerektiren bir nedenin bulunmadığı, BDDK.nun tesis ettiği idari işlemin hukuka aykırı olduğuna ait açık bir delil sunulmadığı, davalı TMSF.nun ise BDDK'ca tesis edilen işlemlerin icrasında yasa gereği görev aldığı ve haksız fiilin ikasına iştirak ettiğinin kabul edilemeyeceği, TCMB'nın sorumluluğunu gerektirir biçimde takdir hakkının kötüye kullanıldığına ait somut delil gösterilmediği, davacının zararının davalı Yatırımcıyı Koruma Fonu'nun garanti altına aldığı alacaklar kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle bütün davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı BDDK vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına ve davalılar Demirbank A.Ş ve Yatırımcıyı Koruma Fonu hakkındaki davanın reddi nedenleri farklı olduğundan AAÜT gereğince bu davalılar yararına ayrı ayrı ücreti vekalet takdirinin yerinde olmasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Kamu tüzel kişisi olan davalılar BDDK, TMSF ve TCMB'nın, davalı Demirbank A.Ş hakkında yaptıkları işlemler, Bankalar Kanunu'nun 14/5-a-b maddesi ile verilen yetkiye dayalı olarak kamu otoritesi ve yetkisinden kaynaklanan resen ve tekyanlı idari işlem niteliğindedir. İdarenin kamu gücüne dayalı her türlü eylem ve işlemlerine karşı açılacak davaların idari yargıda görülmesi gerekmektedir. O durumda davalılar TCMB, BDDK ve TMSF yönünden de yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple davacı ve davalı BDDK yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma nedenine göre davalılar TCMB, BDDK ve TMSF lehine takdir edilen ücreti vekalete yönelik davacı vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı berte açıklanan sebeplerle kararın davacı ile davalı BDDK yararına bozulmasına, 3 numaralı bentte açıklanan sebeple davacı vekilinin ücreti vekalete yönelik temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalılar TCMB, BDDK ve TMSF'den alınarak davacıya, takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin ise davacıdan alınarak davalı BDDK'ya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy