(5846 S. K. m. 58)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.12.2004 tarih ve 2004/331-2004/242 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların murisi M. Cem Karaca ile dava dışı Kalan Ses ve Görüntü Film ve Yapı Ltd. Şti. arasında 22.03.2001 tarihli bir sözleşme imzalandığını, anılan şirketin sözleşme kapsamında devraldığı hakları müvekkiline devrettiğini, davalı mirasçıların ise murisin vefatından sonra usulüne aykırı ve haksız şekilde sözleşmeden caydıklarını ileri sürerek, caymaya itirazlarının kabulünü talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı açılan davanın haksız olduğunu ve reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalılarca keşide edilen ihtarnameler ile mehil verilmeksizin sözleşmeden cayıldığının ihbar edildiği, sözleşme nedeniyle davacı tarafından muris Cem Karaca'ya 3,5 yılda toplam (2.450.000.000)TL ödeme yapıldığı, davacının sözleşme konusu eserler için yaptığı işlerin ve harcadığı çabanın yeterli olmadığı, dolayısıyla davalı mirasçılar tarafından mehil verilmesinin de sonuçsuz kalacağı, mucize yapılan toplam ödeme ve bu bedel nedeniyle her aya düşen miktar dikkate alınarak, 166 eseri devralınan murisin haklarının gereği gibi kullanılmadığı ve caymanın şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, FSEK. nun 58. maddesine dayalı caymaya itiraz davasıdır.
Anılan Yasa maddesi hükmü uyarınca, mali bir hak iktisap eden kimse, kararlaştırılan süresi içinde hak ve yetkilerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihmal edilirse, eser sahibi sözleşmeden cayabilir. Cayma hakkını kullanmak isteyen eser sahibi, sözleşmedeki hakların kullanılması için diğer tarafa noter vasıtasiyle bir mehil vermeye mecburdur. Hakkın kullanılması iktisap eden kimse için imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise mehil verilmesine gerek yoktur.
Somut uyuşmazlıkta da davalı mirasçılar tarafından mehil verilmeden sözleşmeden cayılmış, mahkemece sözleşme nedeniyle davacı tarafça murise yapılan toplam ödeme miktarının az olduğu ve davacının sözleşme konusu eserler için yaptığı işlerin ve harcadığı çabanın yeterli olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Oysa, sadece ödemenin azlığına dayanılarak caymanın koşullarının oluştuğu sonucuna varılması mümkün değildir. Zira bu durum, mali hakların sahibi olan davacının hak ve yetkilerinden gereği gibi faydalanmamasından değil de, örneğin müzik piyasasının o anda içinde bulunduğu ekonomik koşullardan da kaynaklanabilir. Yine mahkemece, davacının sözleşme konusu eserler için harcadığı çabanın yetersiz kaldığı kabul edilmişse de bu kabulün gerekçeleri açıklanmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, gerekirse müzik piyasasının içinde bulunduğu koşullar da incelenip tüm deliller toplanmadan ve hangi gerekçeyle eser sahibinin menfaatlerinin esaslı surette ihlal edildiğinin ve tehlikeye düştüğünün, dolayısıyla caymanın şartlarının oluştuğunun ve mehil verilmesine gerek olmadığının kabul edildiği açıklanmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy