(1086 S. K. m. 76) (818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.03.2005 tarih ve 2004/519-2005/43 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müzik yapımcısı Neşe Müzik AŞ. ile müvekkil şirketin yaptığı anlaşma üzerine sanatçı Kayahan Acar'ın Ne Oldu Can isimli albümünün kaset ve CD olarak üretimini yapıp yapımcıya teslim edildiğini, bir süre sonra davalıların farklı eserler üzerinde kullanılmak üzere almış olduğu bandrolleri Kayahan Acar'ın Ne Oldu Can isimli albümünde kullanarak, üzerinde müvekkil şirketin isim ve logosunun bulunduğu korsan kaseti piyasaya sürdüğünü, müvekkil şirketin isim ve logosunun korsan kasette kullanılması nedeniyle isminin lekelendiğini, bu nedenle 10.000.000.000.-TL manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri; davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, davacının manevi tazminat talebini FSEK. hükümlerine dayandırdığı ve davacı şirketin eser sahibi olmadığı, komşu hak sahibi olduğu, bu nedenle komşu hak sahiplerinin manevi haklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde, davalıların davacıya ait Raks markalı kasetlerin taklitlerini ürettiğini ve bu kasetlerin davacının şikayeti üzerine yetkili mercilerce ele geçirildiğini, davacı markasını taşıyan, davalıların ürettiği kasetlerin korsan kaset olarak kullanılıp duyulmasının kendisine karşı haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek iş bu davayı açmıştır. Davanın haksız rekabet hükümlerine dayanılarak açıldığı, dava dilekçesinin içeriğinden anlaşılmaktadır.
HUMK. nun 76 ncı maddesine göre, Hakim, Türk kanunlarını kendiliğinden uygulamak zorundadır. Bir davada olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir. Bu nedenle, tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifadeyle; hakim, bildirilen hukuki sebeple bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.
Somut olayda; davacının tazminat talep ettiği olay dava dilekçesinde ayrıntılı bir şekilde ifade edilmesine rağmen, mahkemece talebin hangi yasa kapsamında olduğunun sorulması gerekli olmadığı gibi, davacının bu şekilde yöneltilen soruya karşı vermiş olduğu cevap da davacı aleyhine sonuç doğurmaz.
Bu durumda; mahkemece, uyuşmazlığın esasına girilerek, davalı tarafa isnat edilen eylemin haksız rekabet teşkil edip etmediği üzerinde durulmak, neticesine göre karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy