(Eşyaların Karayolundan Uluslar Arası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) m. 17, 30) (4721 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 44)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.04.2005 tarih ve 2003/822-2005/222 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete nakliyat rizikolarına karşı sigortalı emtianın, davalılarca yapılan taşıma sırasında uğradığı 1.611.225.000.-TL hasar bedelinin sigorta ettirene müvekkilince ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Karatrans Ltd. Şti. vekili, taşımanın diğer davalıca yapıldığını, yüklemenin ihracatçı firmaya ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, asıl taşıyıcının diğer davalı Karatrans Ltd. Şti. olduğunu ve kendilerine husumet düşmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, hasarın varlığının boşaltmada usulüne uygun olarak tespit edilmediği, ne zaman ve nasıl meydana geldiğinin ispat edilemediği, sağlam teslim edildiğinin tesellüm tutanağında belirtildiği ve bu nedenle davalıların sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, uluslararası kara taşımacılığı sırasında, nakliye rizikolarına karşı sigortalı emtiada meydana gelen hasar bedelinin rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece; mal teslimi sırasında hasarın tespit edilmediği, hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin ispatlanamadığı ve malın sağlam teslim edildiğine ilişkin tutanak düzenlendiği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş ise de; esasen bu gerekçeler, CMR Konvansiyonu hükümlerine ve somut olaya uygun düşmemektedir.
Öncelikle, malın sağlam teslim edildiğine ilişkin olduğu ileri sürülen tutanak, esasen gümrük idaresince düzenlenen bir tutanak olup, tutanakta konteynır mühürlerinin sağlam olduğunu ve manifestoda belirtilen malları içerdiği yazılıdır. Tutanakta malın hasarlı olup olmadığı hususunda bir bilgi bulunmamaktadır. Aksine, davacı tarafça sunulan, aynı tarihte düzenlenen, davalının sürücüsünün imzasını taşıyan tutanakta, emtianın teslim sırasında hasarlı olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, CMR.nin 30/1. maddesi uyarınca, davalı taşıyıcıya ihbar gerekli değildir. Kaldı ki, teslimden iki gün sonra yapılan ekspertiz çalışmasıyla hasar tespiti de yapılmıştır.
Diğer yandan, CMR.'nin 17/1. maddesi uyarınca, kural olarak, taşıyıcı, teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar, malların tamamen veya kısmen kaybından ve vuku bulacak hasardan sorumludur. Bu karinenin aksinin ispatı, CMR.'nin 17/4-c maddesine göre, yüklemenin gönderene ait olması ve malların gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden şahıslar tarafından yüklenmesi, istif edilmesi veya boşaltılması sırasında hasarın oluşmasının ispat edilebilmesi halinde mümkündür. Bu hükümden anlaşılacağı üzere, somut olayda hasar sorumluluğunun belirlenmesinde ispat yükü davalı taşıyıcıdadır. Hatta, taşıyıcı yukarıda anılan hususları ispat etse bile, yükleme ve istif hatasının ayrıca bir araştırmaya gerek duyulmaksızın kolaylıkla fark edilebilecek nitelikte olması durumunda, TMK.nun 2. maddesi gereği taşıyıcının durumu gönderene duyurarak onu uyarması gerektiğinden, bu durumda taşıyıcının da BK.nun 44. maddesi kapsamında müterafik kusuru söz konusu olabilecektir.
O halde, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca mahkemece, uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi, buna göre zararın istif hatasından mı, yoksa taşıma kusurundan mı kaynaklandığı tartışmasız bir şekilde ortaya konulması, eğer zarar istif hatasından kaynaklanmışsa, bu takdirde yüklemenin kime ait olduğunun belirlenmesi, yükleme ve istifin gönderene ait olması halinde ise, davalı taşıyıcının tamamen yada kısmen kusurunun bulunup bulunmadığı üzerinde durulması, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve olaya uygun düşmeyen bilirkişi raporuna dayalı olarak ve ispat yükü de yanlış değerlendirilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy