(4603 S. K. m. 3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.03.2005 tarih ve 2004/1399 - 2005/147 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.11.2006 gününde davacı avukatları Av. Sevil Gökşen ve Av. Ufuk Erdoğan Sabuncuoğlu ile davalı avukatı Gülden Işık gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankanın Caddebostan Şubesi'nde vezne servis görevlisi olan davalının, banka müfettişlerince yapılan soruşturma sonucu düzenlenen raporlarda belirlendiği üzere bazı müşterilere ait hesaplardan yapılan ödemelerde müşteri kimlik ve imzalarını kontrol etmemesi, fiş muhteviyatını müşteri yerine fişi düzenleyen personele teslim etmesi ve fişlerin çift yetkili imzası içermesi gerektiğini gözardı ederek bu fişleri işleme kabul edip paraflaması nedeniyle banka mevzuatı ve bankacılık teamüllerine aykırı davrandığını, usulsüzlüğe açık işlemlere zemin hazırlayıp fişlerdeki meblağların gerçek hak sahiplerine ödenmemesi nedeniyle banka zararına sebebiyet verdiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 19.298.000.000.-TL asıl alacak ve işlemiş 47.845.497.225.-TL faiz, 2.392.274.861.-TL BSMV olmak üzere toplam 69.535.772.086.- TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 nci maddesinde belirtilen değişen oranlarda faizi ve BSMV'si ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava dilekçesinde belirtilen ve müvekkilinin sorumlu tutulduğu hesaplarda ödeme fişlerinin banka şefi Dilek Dizdaroğlu tarafından düzenlendiğini ve bu şahsın parayı müşteriye vermek üzere müvekkilinden teslim aldığını, bankanın hatırlı müşterileri için bu şekilde uygulama yapıldığını, imzalar müdür, müdür muavini veya şefin önünde atıldığı için müvekkili tarafından kontrol edilme imkanı bulunmadığını, personel yetersizliğinden o dönemde ve halen tek imzalı fişlerle işlemler yürütüldüğünü, dava konusu bazı işlemler nedeniyle banka tarafından 3 üncü kişilere ödeme yapılmadığından banka zararı doğmadığını, teftiş kurulu raporunda müvekkiline izafe edilen banka zararının da 4.298.000.000.-TL olduğunu, 2001 yılında soruşturma geçirdiği ve cezalandırıldığı halde Dilek Dizdaroğlu'nun bir yıl sonra şef olarak terfi ettirilmesinin bu şahsın büyük miktarlarda usulsüzlük ve yolsuzluk yapmasına neden olduğunu, bu yüzden banka yönetiminin de zararın oluşmasında büyük ölçüde kusuru bulunduğunu, müvekkilinin çok uzun yıllardır bankadaki görevini layıkıyla yerine getirdiğini, bankadaki yolsuzluklardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının veznedar olarak çalıştığı banka şubesinde şef olan dava dışı Dilek Dizdaroğlu'nun bizzat yönettiği müşteri hesapları üzerinde manipülasyonlar yaparak bankayı zarara uğrattığının teftiş raporlarıyla sabit olduğu, bu şahsın talimatlarıyla hareket eden davalının kendisi lehine menfaat sağlamadığı, kendisinden daha yetkili olan banka şefinin yaptığı işlemleri kontrol imkan ve yetkisinin bulunmadığı, zaten banka işlemlerinin her gün denetlendiği, dolayısıyla banka şefinin davacı bankanın yatırım hesapları üzerinde gerçekleştirdiği hileli işlemlerden kaynaklanan banka zararından davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davasını takip etmeyen davacının kanıtlanamayan davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, davacı bankanın veznedarı aleyhine açtığı sorumluluk davası olup, taraflar arasındaki ilişki hizmet akdine dayanmaktadır. 4603 sayılı T.C Ziraat Bankası A.Ş., T.Halk Bankası A.Ş.ve T.Emlak Bankası A.Ş. Hakkındaki Kanun'un 3 üncü maddesine 16.07.2004 tarih ve 5230/7 nci maddesi ile eklenen 5 nolu bendinde Bankalarda 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi olarak çalışanlarla bankalar arasında çıkacak ihtilaflarda iş mahkemeleri görevlidir. denilmiş, temyiz dilekçesinde davalı veznedarın 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi hizmet sözleşmesiyle işçi statüsünde çalıştığı belirtilmiştir. İstanbul'da ayrı iş mahkemeleri bulunduğundan ve görev hususunun her aşamada resen nazara alınması gerektiğinden dava dilekçesinin görev yönünden reddi gerekirken mahkemece işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-) Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte belirtilen nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 450,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 21.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy