(1163 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.04.2005 tarih ve 2004/121-2005/117 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyeliğinden istifasının yönetimce 02.08.2001 tarihinde kabul edildiğini davalının 30.03.2002 tarihli genel kurul kararı uyarınca 3 yıl içinde ödeneceğini bildirerek derhal ödeme yapmadığını, oysa bu karardan önce çıkarılan müvekkiline bu kararın uygulanamayacağını, ödemenin tehlikeye düşürmeyeceğini, 31.12.2001 tarihli bilançodan itibaren bir ay sonu olan 31.01.2002 tarihinde ya da bilançonun genel kurulca kabul tarihi olan 30.03.2002 tarihinde davalının temerrüdünün gerçekleştiğini ileri sürerek, alacağın 10.800.000.000 lira olduğunu ve 31.01.2002 tarihinden veya bilançonun kabul tarihinden itibaren, ticari faiziyle birlikte tahsili gerektiğinin tespitini talep ve dava etmiş, 01.06.2004 tarihli dilekçesi ile 01.04.2002 tarihinden itibaren faiz istemiştir.
Davalı vekili, geciktirmeye ilişkin genel kurul kararının davacıyı da kapsadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davacının istifasının 02.08.2001 tarihinde kabul edilmesinden sonra 03.08.2001 günü davacı yerine üye olarak alınan ortaktan 12.070.000.000 lira alındığı, davacının ödemelerinin 10.856.000.000 lira olduğu anasözleşmenin 15 inci maddesi uyarınca davacıya derhal, yani 03.08.2001 günü ödeme yapılması gerektiği, ancak taleple bağlı kalınarak 01.04.2002 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi lazım geldiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı kooperatif üyeliğinden istifa eden davacının yaptığı ödentilerin iadesi istemine ilişkindir.
Anasözleşmenin 15 inci maddesinin 2 nci fıkrasında ortaklığı sona erenlerin yerine yeni ortak alınması halinde, eski ortağın 21 inci madde uyarınca ödediği gider taksitleri derhal geri verilir. hükmü yer almaktadır. Mahkemece, bu hüküm gözetilerek, davacı yerine alınan üyenin üyeliğe alındığı ve ödeme yaptığı 03.08.2001 tarihinden itibaren davalının temerrüdünün doğduğu gerekçesine yer verilmesinde ve davacının bilançonun tasdik edildiği genel kurul tarihinin ertesi günü olarak istediği 01.04.2002 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Diğer yandan, davacı 10.07.2003 keşide tarihli noter ihtarnamesinde, Kooperatifler Kanunu ve Anasözleşme gereğince, 10.800.000.000 liranın ticari temerrüt faiziyle birlikte, ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 10 gün içinde ödenmesini istemiş olup, temerrüdün anasözleşme gereğince gerçekleştiği 03.08.2001 tarihinden itibaren temerrüt faizi hakkını bu ihtarla davacının saklı tuttuğunun, davalıya atıfet mehli vermediğinin, somut olaydaki gibi nedensiz zenginleşme hallerinde esasen ihtara dahi gerek olmadığının kabulü gerekir. Bu itibarla, davalının davadan önce temerrüdün gerçekleşmediğine ilişkin temyiz itirazı isabetsizdir.
Bu açıklamalara ve hüküm yerindeki diğer gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17 nci maddesi uyarınca, genel giderlere ilişkin davacıya isabet bölüm düşüldükten sonra, bakiyesine hükmedilmesi gerekmektedir. Bu yasal düzenlemeye uyulması gerektiği gibi, aksine uygulamanın, diğer ortakların aleyhine olacağı da kuşkusuzdur. Davalı vekili, bilirkişi raporuna bu yönden itiraz ettiği halde, mahkemece, bu itiraz üzerinde de durulmamıştır. Davacı, üyeliğini aktif ve pasifiyle birlikte devretmiş olmayıp, istifa etmiş olduğundan, genel giderlere katılmamasının, davacının nedensiz zenginleşmesine yol açacağı da ortadadır.
Bu durumda, mahkemece, bu yönde ek rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan yasal düzenlemenin gözden kaçırılması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy