(6762 S. K. m. 520)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karadeniz Ereğli Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.05.2004 tarih ve 2003/208-2004/189 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı şirket vekili ile diğer davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkilinin 14.4.1997 tarihinde davalı şirketin ortağı olan Baki Erdoğan'dan 828 hissenin %40'ını noterde düzenlenen satış sözleşmesi ile devraldığını, ancak devir işlemlerinin yapılmadığını ileri sürerek, davalılardan Baki Erdoğan'a ait hisselerin %40'ının müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia ve toplanan delillere göre, hisse devrinin noter sözleşmesi ile yapıldığı ve geçerli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili ve diğer davalı temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket hisse devrinin tesciline ilişkindir.
Limited şirketlerde pay devri usulü TTK. nun 520 nci maddesinde düzenlenmiş olup, anılan hükümde Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır. denilmektedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere birbirini takip eden üç işlemin yapılması halinde pay devri gerçekleşmiş olmaktadır.
Somut olayda, her ne kadar davalı Baki E. limited şirkette bulunan payının %40'ını davacıya noter senedi ile devretmiş ise de, maddede öngörülen muvafakat ve pay defterine kaydedilme koşulları yerine getirilmediğinden ortada geçerli bir devrin bulunduğundan söz edilemez.
Bu durumda; mahkemece, davanın reddine karar vermek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekili ve diğer davalının temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy