(2004 S. K. m. 67, 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bandırma Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.10.2004 tarih ve 2002/166-2004/458 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada taraf vekilleri birleşen davada davacı kooperatif vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili asıl davada, davalı kooperatifin ortaklığından ihraç edilen müvekkilinin mahkeme kararı ile ortaklığa geri döndüğünü, ancak kendisine davalı yönetimce tahsis edilen taşınmazın 199 konut arasında en kötü durumda olan taşınmaz olduğunu, bunun yanında bakiye borç miktarının ödenmesine ilişkin ihtarname keşide edildiğini ileri sürerek, hukuka uygun bir konutun tahsisini ve 4.525.886.000.-TL borcun bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aynı davada hem tespit hem de eda talebinde bulunamayacağını, davacıdan kendisine tahsis edilen taşınmaza ilişkin aidatların ödenmesinin istendiğini, davacının ortak giderleri ve aidatları ödemediğinden hakkında icra takibi başlatıldığını, davacının iyiniyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkili kooperatifin üyesi olan davacının aidat borçlarını ödemediğini, başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davacının ortaklığa mahkeme kararı ile dönmesinden sonra kooperatifi yönetim kurulunun 22.04.1995 tarihli kararı ile dava dışı ortaktan satın alınan taşınmazın davacıya tahsis edildiği, tahsis edilen dairenin beğenilmemesi üzerine açılan davanın reddedilip kesinleştiği, bu nedenle bu aşamada davacının hukuka uygun konut tahsis edilmediğine ilişkin dava açmasının mümkün görülmediği, davacının tahsis edilen konutta oturmadığı, kooperatif hizmetlerinden yararlanmadığı, ihtarname ile istenen meblağın işletme giderleri olduğu, halen tapuda adına kayıtlı bir taşınmazı bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davada hukuka uygun konut tahsis edilmediğine ilişkin istemin reddine, davacının işletme giderlerinden dolayı 4.525.886.250-TL. borçlu bulunmadığının tespitine, birleşen davanın ise yine reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada taraf vekilleri, birleşen davada ise davacı olan kooperatif vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davacı vekilinin tüm, yine asıl davada davalı, birleşen davada ise davacı olan kooperatif vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Asıl dava, hukuka uygun bir konutun tahsisi ve 4.525.886.000-TL. borcun bulunmadığının tespiti, birleşen dava ise, aidat borçlarının tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda somut olay, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde ele alınıp yazılı gerekçelerle hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davacının üyesi olduğu kooperatifin halen ayakta olup, uyuşmazlık, kooperatif ile üyesi arasında bulunduğuna göre, uyuşmazlığa 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun hükümleri değil, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir.
Somut olayda, davacının mahkeme kararı ile ortaklığa dönmesinden sonra, kooperatifi yönetim kurulunun 22.04.1995 tarihli kararı ile 796/1 parselde tapuya kayıtlı C Blok 1 numaralı dairenin davacıya tahsis edilip bu tahsis işlemi de davacıya bildirilmiş olup, anılan yönetim kurulu kararı genel kurul ya da mahkeme kararı ile iptal edilmeyip ayakta olduğuna, davacı adına tahsis edilen konutun davacının kullanımının kooperatifçe engellendiği iddia ve ispat edilmemiş bulunmasına, davacının bağımsız bölümü kullanmamasının kendi iradesi ve tasarrufu bulunduğuna göre, kooperatif hizmetinden yararlandığının ve bu hizmetlerin karşılığı olan aidatları ve ortak giderleri ödemek zorunda olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının tahsis kararı ile birlikte parasal yükümlülüklerden dolayı sorumlu olduğunun ilke olarak kabulü ile istemde gözetilerek işin esasına girilmek gerekirken yerinde görülmeyen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, asıl dava kısmen reddedilmiş olup, mahkemece kendisini vekile temsil ettiren davalı kooperatif yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan tarife uyarınca vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken, bu noktada olumlu-olumsuz hüküm tesis edilmemesi de keza doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekilinin tüm, yine asıl davada davalı, birleşen davada ise davacı olan kooperatif vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı, birleşen davada ise davacı olan kooperatif vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davanın temyiz eden kooperatif yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 232.20.-YTL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı kooperatife iadesine, 16.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy