(1086 S. K. m. 438) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen tarih ve 31.03.2004 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya kasko poliçesi ile sigorta ettirdiği aracı, hasarlandığı halde tazminat alamadığını, ekspertiz raporunda aracın pertotal kabul edildiğini ileri sürerek, 20.636.000.000 liranın olay tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ekspertiz raporunda yazılı meblağa itiraz ettiği, hakem-bilirkişi raporu alınarak hasar miktarının belirlenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dosya kapsamına ve her iki tarafın anlaşmaya vardıkları hakem bilirkişi raporuna göre, davacının hurda değeri düşüldüğünde 15.136.000.000 lira tazminata hakettiği, davalının olaydan eksper aracılığı ile inceleme yaptırdığı 28.07.2004 tarihinde tüm şartları ile haberdar olduğu, buna rağmen ödeme yapmadığı, bu tarihin faiz başlangıç tarihi olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu olayda hasar, 28.07.2004 tarihinde meydana gelmiş olup, mahkemece, ekspertiz rapor tarihinden itibaren temerrüt faizinin başlatılması gerektiği gerekçesine dayanılmış ise de, istem gibi olay tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmiştir.
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.3.1 inci maddesine göre sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Bu nedenle, gerçek zararın tespitinden sonra sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. O halde, davalının en erken ekspertiz raporu düzenleme tarihinde gerçek zararı öğrenerek, tazmin yükümlülüğü doğduğu ve bu tarih itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü ile buna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
Ne var ki, somut olayda, taraflar, aynı Genel Şartların B.3.2.1 maddesinde, sigortacıdan tazminatın dava edilmesi halinde de zarar miktarıyla ilgili hakem-bilirkişi kararının tazminatın saptanmasına esas teşkil edeceğine ilişkin yer alan düzenlemeye, dava sırasında dayanmak suretiyle, bu yönde anlaşmışlar ve seçilen hakem bilirkişi, raporunu da sunmuştur. Diğer yandan, aynı Genel Şartları'nın B.3.2.2/10 uncu madde ve fıkrasında, hakem-bilirkişi kararlarına ancak tespit edilen zarar miktarının, gerçek durumdan önemli şekilde farklı olduğu anlaşılır ise itiraz edilebilir ve bunların iptali istenebilir ve bunların iptali, kararın tebliğ tarihinden yedi gün içinde rizikonun gerçekleştiği yerdeki ticaret davalarına bakmaya yetkili mahkemeden istenebilir hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, tazminat miktarı tarafların bekledikleri hakem bilirkişi raporu ile belirlenerek ortaya çıkmış olup, iptali yoluna da başvurulmaması nedeniyle kesinleşmiştir. Esasen, davalı vekili, temyiz dilekçesinde de raporun düzenlendiği 02.03.2005 tarihinde davalının temerrüde düştüğünü ileri sürmüştür. Bu itibarla, bu tarihin ertesi gününden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekmektedir. Mahkemece, olay tarihinin esas alınması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün, HUMK. nun 438/7 nci maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının ilk satırındaki 28.07.2004 ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine, 03.03.2005 ibaresinin yazılmasına ve kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy