(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.09.2003 tarih ve 2001/377-2003/510 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.10.2006 gününde davacı avukatı M. Avni Kirişçioğlu ile davalı avukatı Levent Gök gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tarafların amca/yeğen ve aynı zamanda ithalat/ihracat işlemleri yapan şirketlerin ortağı olduklarını, davacının yönetimindeki Mate A.Ş'nin davalı yönetimindeki Analiz A.Ş. tarafından Fisher Scientific GmbH firmasından ithal edilen malları satın aldığını, bu ilişki kapsamındaki alacak/borç ilişkisinin tasfiyesi amacıyla yanlar arasında 19.11.2000 tarihinde bir protokol imzalandığını ve müvekkilinin borcunun 932.000 DM olduğunun belirtildiğini, davalının amcalık fikrine dayanarak müvekkiline bu protokolü imzalatmasına rağmen gerçekte davalının kendi şirketi ile yurt dışından ithal ettiği mal tutarının 95.395 DM olduğunun anlaşıldığını, protokol gereğince müvekkilinin 159.750 DM ödeme yaptığını, protokolde belirtilen bakiye borç için davalının elinde müvekkilince verilmiş bulunan bonolar olduğunu ve bu bonoların da kısmen icra takibine konulduğunu, gerçek borç miktarı dışında müvekkilinden 65.355 DM fazla tahsilat yapıldığını ileri sürerek, asıl davada bu tutarın davalıdan istirdadını ve icra takibine konu bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespitini, birleşen davada ise davalının uhdesinde kalan bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı vekili, her iki dava açısından, ispat yükünün kambiyo senedinin bedelsizliğini iddia eden davacıda olduğunu, protokolün imza tarihinden itibaren kısmi ödeme yapılıp 7 ay sonra açılan davanın icra takibini semeresiz bırakmaya dönük iyiniyetten yoksun bir dava olduğunu, alacağın defter kayıtları ve ithalat evrakları ile sabit olduğunu, tacir olan davacının protokolü baskı ile imzaladığı iddiasının dinlenemeyeceğini savunarak, davanın reddi ile %40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının protokol gereğince yediemine verdiği bonoların bedelsizliğini temel ilişki açısından değil temel borç ilişkisi açısından ileri sürdüğünü, davalının protokolün 2 ve 3. maddesinde koşullar yerine getirilmeden bonoları yedieminden alarak tahsile koyduğu, bonoların yediemine verilmiş olmasının bono konusu alacağın şarta bağlı olduğunu gösterdiği ve kesin bir borç karşılığı keşide edilmediği zira aksi düşünülseydi bonoların yediemine değil doğrudan alacaklıya verilmesi gerektiği, ayrıca bonoların bedel kısmının ve malen/nakden kısmının da boş bırakılmış olmasının da bu durumu teyit ettiği, keza protokolde belirtilen Soliotek A.Ş.'nin 1994 tarihinden itibaren hesaplarının bağımsız bir uzman tarafından 2 ay içinde rapor edileceği, Analiz A.Ş.'nin Fisher Scientific GmbH firmasından Mate A.Ş. adına ithal edilerek Mate A.Ş. adına yapılan ödemelerden ötürü ibraz edileceği şartına bağlanarak bonoların tanzim edildiğinin belirtildiği, davalı vekilinin 17.06.2001 tarihli cevap dilekçesinde, Alman firmasından Mate A.Ş. adına ithal edilen mal bedellerinin tasfiyesi amacıyla protokolün imzalandığını ve uyuşmazlığında protokolden kaynaklandığını ifade ederek hem teyit hem de bonoların veriliş nedenini talil ettiği, bu durumda alacaklı davalının alacağın varlığını kanıtlamakla yükümlü olduğu, buna rağmen davacının protokolün 5 ve 6. maddesinde öngörülen Soliotek A.Ş.deki hisselerini davalıya devrettiği halde davalının şirketin bilanço ve kar/zarar hesaplarının incelenmesi konusunda komisyon kurulmaması yönünde karar alarak şartın tahakkukunu engellediği, davalının Fisher Scientific GmbH'den ithal ettiği ve davacıya ait Mate A.Ş.'ne sattığı mal tutarının 95.395 DM olduğu, fazla ithalat ve davacı firmasına satışın gümrük, konişmento ve fatura kayıtları ile kanıtlanmadığı gibi, Fisher GmbH'nin 25.02.2002 tarihli yazısı ile Mate A.Ş.'nin müşterisi olmadığını bildirdiği, Mate A.Ş.'ne satılan mal tutarının 95.395 DM almasına rağmen davacının 159.750 DM ödeme yaptığı ve 64.355 DM fazla ödemesi bulunduğu gerekçesiyle her iki davacının da kabulüne, asıl davada davacının toplam 400.000 DM borçlu olmadığının, saptanması ve 64.355 DM'nin davalıdan istirdadına, birleşen davada ikisi tahsile konulmuş 3 adet toplam 300.000 DM.lik bonolardan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Yukarıda özet olarak açıklandığı gibi taraflar arasındaki uyuşmazlık, protokol gereğince verilen bonoların şarta bağlı olarak verilip verilmediği noktasındadır.
Yanlar arasında imzalanan protokolde 3 ayrı konu düzenlenmiş bulunmaktadır. Bunlardan birincisi protokolün 3/1. maddede öngörülen ve eldeki davanın konusunu oluşturan borç ile ilgili olup, davacının şahsen üstlenip davalıya sıra bonoları vermek suretiyle ödemeyi taahhüt ettiği dava dışı Mate A.Ş. adına yine dava dışı Analiz A.Ş. tarafından ithal edilen mal bedellerinden oluşan borç, diğer ikisi ise aynı maddenin 2 ve 3 fıkralarında düzenlenmiş bulunan dava dışı Soiltek A.Ş.'nin hesaplarının incelenmesi sonucunda ortaya çıkacak borç ile tarafların şahsi borçlarının çıkarılması ile ilgilidir.
Protokolün 3/1. maddesinde Mate A.Ş. adına ithal edilen mal bedelleri likit hale getirilmiş ve davacının şahsen ödemeyi üstlendiği bu borç 932.000 DM olarak belirlenip 9 adet bono ile ve protokolde bono vadeleri de gösterilmek suretiyle ödeme planına bağlanmış, bu plan gereğince davacının düzenlediği bonolar davalıya verilmiş ve davacı yanca kısmi ödeme yapılmıştır.
Protokolün 3/2 ve 3. fıkraları ile diğer alacak ve borçların ayrıca belirleneceği ve karşılıklı alacak/borç için taraflarca alacaklı olan tarafa yine bono verileceği belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi protokol ile birbirinden bağımsız 3 ayrı borç tasfiyesi benimsenmiş olup eldeki davanın konusunu oluşturan bonoların daha sonra tespit edilecek borçlar ile ilgisi bulunmamaktadır. Nitekim davacı yan ilişkiyi bu şekilde benimseyip davalıya verdiği bonolara karşılık kısmi ödemede bulunmuştur. Davacı, şahsen ödemeyi üstlendiği ve bu uğurda düzenlediği bonoları davalıya vermiş olmakla kabul ettiği borcun şarta bağlı olduğunu ispatlamakla yükümlüdür. Bonoların hangi ilişki için verildiği protokolde açıkça belirtilmiş olmakla ve bono metinlerinde ihdas nedeni belirtilmemiş olmakla davalı vekilinin yanıt dilekçesindeki protokolün Mate A.Ş. adına ithal edilen mal bedelinin tasfiyesi amacıyla imzalandığı, uyuşmazlığın protokolden kaynaklandığı yolundaki beyanının bonoların veriliş nedenini talil olarak nitelemek mümkün değildir. Zira davalı bono metninde mevcut olan ihdas nedeninin aksini ileri sürmemektedir, zira bono metninde böyle bir kayıt bulunmamaktadır.
O halde yanlar arasında likit hale getirilmiş bir borç için verilmiş bulunan bonolardan dolayı borçlu olmadığının ve buna bağlı olarak da istirdat talebinin haklı olduğunun ispatı yükü borçlu davacıya düştüğü halde, mahkemece yazılı gerekçeyle hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına bozulmasına, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy