(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 83)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.04.2005 gün ve 2003/802-2005/132 sayılı kararın Yargıtay'ca tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının TTK. nun 1301 inci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalılardan A. B. T. ve G. B. A. muris R. B.'ın mirasını reddetmiş, Eskişehir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2003/646 Esas ve 659 Karar sayılı ilamı ile bu şahısların kardeşleri olan murisin mirasını reddettiklerinin tespitine ve tesciline karar verilmiş, bu karar 15.5.2003 gününde kesinleşmiştir. Ancak bu davalılar daha sonra 18.9.2003 gününde murisleri R. B.'dan intikal eden Türkmentokat Köyü 10 ada 1166 parsel sayılı taşınmazdaki 1/6'şar hisselerini üçüncü bir şahsa satarak mirastan pay almışlardır. Bu halde mahkemece alacaklı vekiline mirasın reddinin tespitini iptal ettirmek üzere dava açması için süre verilmesi ve verilen süre içerisinde dava açılması halinde sonucuna göre karar verilmesi, verilen sürede dava açılmaması halinde ise mirası reddetmiş olan bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, daha sonra yapılan satış sebebiyle bu davalıların mirası redden vazgeçtiklerinin kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle bu davalılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Dava dilekçesinde, kazada davalıların murisi sürücü R. Bağlan'ın 6/8 oranında kusurlu olduğu, dava konusu kaza sebebiyle sigortalıya 44.306.500.000 TL tazminat ödendiği ileri sürülerek davalı sürücünün 6/8 oranına tekabül eden 33.229.875.000 TL'nin davalı mirasçılardan tahsili istenmiş, ancak fazlaya ait haklar saklı tutulmamıştır. Mahkemece fazlaya ait haklar saklı tutulmadığı durumda (bilirkişi raporuyla davalıların murisinin kazada %100 kusurlu olduğunun belirlenmesi nedeniyle) 26.5.2004 günlü ıslah dilekçesiyle müddeabihin 41.164.051.000 TL'ye yükseltilmesi üzerine ıslah edilen miktar üzerinden hüküm kurulmuştur.
Mahkemece dava dilekçesi içeriğinden davanın kısmi bir dava olarak nitelendirilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle fazlaya ait haklar saklı tutulmadığı durumda ıslahla artırılan müddeabih üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy