(6762 S. K. m. 1269, 1270)
Taraflar arasında görülen davada Bolu Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.04.2005 gün ve 2003/169-2005/103 sayılı kararın Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ilişkin damperli kamyonun bir kazada hasarlandığını, araçta 4.250.000.000.-TL hasar meydana geldiğini, damperin poliçe teminatı kapsamında olmadığından bahisle davalının sadece 350.000.000.-TL ödeme yaptığını, bakiye hasar bedelinin tahsiline yönelik başlatılan icra takibinin haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptal edilmesine ve %40 oranında icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasar miktarının fahiş olduğunu, ortada likit bir alacak bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, hasar miktarının 3.750.000.000.-TL olarak tesbit edilmesine rağmen, ekspertiz raporunda hasar bedeli olarak bulunan 3.600.000.000.-TL. nın davacı tarafça kabul edildiği, davalı tarafça ödenen meblağ düşüldükten sonra hasarın 3.250.000.000.-TL olarak belirlendiği, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatının ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Poliçede, dava dışı Oyak Bank AŞ. Bolu Şubesi dain ve mürtehin olarak gösterilmiştir.
TTK. nun 1269 uncu maddesi hükmü uyarınca, malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı Kanun'un 1270 inci maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, menfaat sahibi olanın sigortadan tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Sigorta ettiren, ancak malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta ettirilenin açık muvafakatini almak koşuluyla tazminat isteme hakkına sahiptir.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de, poliçe dain ve mürtehin lehine düzenlenmiş olsa dahi sigorta ettirenin tek başına doğrudan sigortaya karşı dava açma hakkı bulunmakla birlikte yargılama sırasında dava dışı dain ve mürtehinin, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığının araştırılması, muvafakati sağlandığı taktirde yargılamaya devam edilerek, davanın sonuçlandırılması, aksi taktirde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı bankadan muvafakatini sağlamak üzere davacıya süre verilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, esasen davacının dava hakkını ilgilendiren bu nokta üzerinde re'sen durulmadan, doğrudan esasa girilip, bu yönden eksik inceleme sonucu yazılı biçimde hüküm tesisi, doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenle, kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy