(1086 S. K. m. 283, 284, 286)
Taraflar arasında görülen davada Dicle Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.05.2005 gün ve 2004/125-2005/104 sayılı kararın Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktadir L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı idare arasında öğrencilerin taşınmasına yönelik olarak bedeli 68.560.000.000-TL. olan taşıma sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşmeden doğan bütün yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının ödemelerini tam yapmadığını, bölgenin coğrafi koşulları da dikkate alınarak davalı idare yetkililerinin minibüs yerine yarım otobüs ile taşıma yapılması halinde iki adet minibüs ücretinin ödeneceğine ait beyanları da gözetilerek, bazı köylere minibüs yerine yarım otobüs çalıştırıldığını, bu tür bir uygulamanın davalının taraf olduğu taşımalarda olağan bir uygulama halini aldığını, bunun yanında davalının ödeme yaparken yanlış hesaplama yöntemini de kullanarak ödemede bulunduğunu, ayrıca sözleşmenin 13 üncü maddesi hükmünce müvekkilinin alacağının ödenek geldikçe 30'ar günlük arayla yapılması hükmüne de aykırı davranıldığını ileri sürerek, şimdilik sözleşmeden doğan ve ödenmeyen 15.000.000.000-TL. ile kısmi ödemesi yapılan ancak zamanında yapılmayan ödemeler için hesaplanacak faizin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, davacının eksik araç ile taşıma yapması, sekiz tarih taşıma yapmaması gibi sebeplerle bütün alacağının 63.469.600.000-TL. olduğunu, bunun tamamının da 31.12.2003 gününde ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, eksik ödeme nedenlerinin yerinde olup olmadığını tartışmadığı ve birim fiyatları yanlış aldığından bilirkişi raporuna itibar edilmediği, davacının sunmuş olduğu birim fiyat teklif cetveline göre 50 adet minibüs ile 74 tarih taşıma yapacağı, bunun karşılığında 68.560.000.000-TL. alacağı, taşımalı eğitim alan okulların davalıya gönderdiği taşımalı araç puantaj cetvellerine göre davacının Kaygısız Belediyesi'nde dokuz araç eksik çalıştırdığı, bir tarih kar ve bir tarih de aşı tatili olmak üzere iki tarih eksik çalıştığı, sözleşme gereğince bu bedeller ile davacının geç taşıması sebebi ile sözleşme gereğince bedelleri düşüldükten sonra kalan ihale bedelinin davacıya tam olarak ödendiği, davacı sözleşmenin 13 üncü maddesi gereğince zarara uğradığını iddia etmiş ise de, davacı tarafından ihale bedellerinin davalı kurumdan talep edildiğine dair bir kanıt gösterilmediği, yazılı olarak da bir başvurunun bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, taşıma sözleşmesi çerçevesinde davacı taşıyıcının alacağının ne miktar olduğu, başka bir deyişle davalı tarafından yapılan ödemede bir eksiklik bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacı alacağının miktarının belirlenmesine ait olarak alınan bilirkişi raporuna mahkemece, henüz taraflardan rapora karşı diyecekleri dahi sorulmadan itibar edilmemiş, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, HUMK. nun 286 ncı maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor (HUMK. 283.md.) alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği (HUMK. 284.md.) biçiminde anlaşılmalıdır. Yoksa, hakimin bir kez bilirkişiye gittikten sonra bundan dönerek uyuşmazlığın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceği kabul edilemez, kaldı ki somut uyuşmazlığın çözümü de bilirkişinin rey ve mütalaasına başvurulmasını zorunlu kılar niteliktedir.
Bu durumda, mahkemece, davacı alacağının ne miktar olduğu hususunda aynı bilirkişiden ek yada başka bir bilirkişiden yeni bir rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, bilirkişi raporuna itibar edilmeme nedenleri denetime olanak verir biçimde karar yerinde tartışılmadan eksik incelemeye dayalı yazılı biçimde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy