(1163 S. K. m. 16, 27)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.02.2005 tarih ve 2001/876-2005/90 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.11.206 gününde davalı avukatı Asude Şenol gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 30.000.-USD peşin ödeme ile davalı kooperatife 2 pay için ortak olduğunu, yapılan sözleşmenin 14. maddesi ile müvekkilinden başka bir ücret istenmeyeceğinin taahhüt edilmesine rağmen, 25.02.2001 tarihli genel kurulda peşin ödeyenlerden de aidat alınmasına karar verildiğini, batıl olan bu karara dayanılarak gönderilen ihtarnameler sonrası müvekkili hakkında ihraç kararı verildiğini ileri sürerek, müvekkilinin ihtarnamede istenen 1.629.300.000.-TL ve faizlerinden borçlu olmadığının tespitine, 25.02.2001 tarihli genel kurulun 12. maddesinde davacıdan da aidat alınmasına dair kararın batıl olduğunun tespitine, davacı hakkında verilen 14.09.2001 tarihli ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya anahtar teslimi tabiri kullanılarak konut vaat edilmediğini, 25.02.2001 tarihli genel kurulda hazır olan davacının alınan kararlara itiraz etmediğini, iki hisse için de çıkarılan davacıya gönderilen ihtarnamelerin usulüne uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı kooperatif yönetim kurulunun sabit ve peşin aidat ödemeleri karşılığında davacının ortaklığa alındığını karara bağlamadığı, bu hususun genel kurul onayına sunulmadığı, peşin veya sabit fiyatla konut satımı veya kooperatif üyeliğinin ancak genel kurul kararı ile mümkün olduğu, davacının 25.02.2001 tarihli genel kurulda peşin ödeme yapan üyelerden aidat alınmasına dair 12. maddenin iptali için süresinde dava açmadığı ve geçerli olan aidat ödemelerine ilişkin bu karara uymak zorunda olduğu, davacının sözleşme tarihinde peşin olarak ödediği 30.000.-USD dışında diğer ortakların ödemelerine göre fiyat farkı ödemesi gerektiği, davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin verilen yönetim kurulu kararının usulüne uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve aidat alınmasına ilişkin 25.02.2001 tarihli genel kurul kararının kesinleşmiş olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, ortağa tebliğ edilen her iki ihtarnamede bildirilen borç miktarlarının aynı olması, farklı ise bunun nedeninin ihtarnamelerde açıklanması, birden fazla payının olması halinde, borcun hangi paya ilişkin olduğunun açıkça gösterilmesi, dolayısıyla ortağın borç miktarlarında tereddüde düşmemesi gerekmekte olup, aksi halde ortağın 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16 ve 27 nci maddelerine uygun olarak temerrüde düştüğü kabul edilemeyeceğinden, ihracı da hukuka uygun sayılamayacaktır.
Somut olayda, davacı davalı kooperatife iki pay ile ortak olup, ihraç kararına dayanak yapılan ihtarnamelerde hangi pay için ne kadar aidat, ne kadar temerrüt faiz borcu olduğu açıklanmamış olup, iki ayrı pay yönünden yasaya uygun olarak temerrüde düşürülmediği açıktır.
O halde; mahkemece, ihraç kararlarının iptali istemine yönelik davanın kabulüne karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçeyle bu taleplerin de reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy