(556 S. KHK. m. 7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.09.2004 tarih ve 2004/401 - 2004/215 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. S. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin A'la ibaresini 3, 7, 29 ve 35 inci mal ve hizmet sınıflarını kapsar şekilde marka olarak tescili için yaptığı başvurunun davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı tarafından, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/1 (b) ve (c) bentleri gereğince reddedildiğini, tescili istenen markanın kaynağının Kuran'ı Kerimden alınmış A'la süresi olduğu ve başarı anlamına geldiği, bu itibarla diğer davalıya ait `Ala` markasıyla aynı veya benzer olmadığı gibi farklı sınıfları kapsadıklarını, yine bu ibarenin ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite veya mal ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaretlerden olmadığını ileri sürerek, 20.05.2003 tarih m-1029 sayılı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı cevaplarında, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davacı tarafından tescili istenen A'la işareti ile davalıya ait Ala işaretinin okunuşları farklı olmakla beraber, yazılış ve görsel olarak birbirleriyle aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı nitelikte olup, bu bakımdan davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı tarafından başvurunun 29 uncu sınıfı kapsayan bir kısım emtialar yönünden 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/1 (b) maddesine dayalı ret kararının doğru olduğu, başvuru konusu A'la ibaresinin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/1 (c) anlamında vasıf, cins, kalite bildiren tanımlayıcı ibarelerden olmadığı, bu madde yönünden Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının yerinde bulunmadığı, ancak, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7 nci maddesinde sayılan mutlak ret nedenlerinin her somut uyuşmazlıkta mahkemece res'en göz önüne alınacağı, tescil konusu A'la ibaresinin kaynağını Kuran-ı Kerimdeki A'la suresinden aldığı, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/1 (j) maddesine göre dini değerleri ve sembolleri içeren markaların tescil edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin 29 uncu sınıfa yönelik olarak kurulan karara yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7 nci maddesinin I. fıkrasının (£) bendinde mutlak ret sebeplerinden olarak tescili talep olunan markanın dini değerleri ve sembolleri içermesi sayılmıştır. Böyle bir tescil yasağı getirilişinin sebebi, halka mal olmuş dini değerlerin rencide edilmesini ve bir çıkar uğruna kullanılmasını önlemektir. Bu itibarla kutsal kitaplardan veya peygamberlerden birinin adından oluşan ya da ibadet mekanlarının veya sembollerinin resmini içeren markaların tescili mümkün değildir.
Somut uyuşmalıkta, davacı tarafından tescili istenilen A'la ibaresi 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/1 (j) maddesi kapsamında görülerek davanın reddine karar verilmiş ise de, tescile konu ibarenin salt Kuran-ı Kerim'de yer alması nedeniyle ile yukarıda açıklanan ilkeler ışığında bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy