(1086 S. K. m. 39)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 06.12.2004 gün ve 2002/782-2004/1416 sayılı kararın Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Etibank'ın Osmanbey Şubesi'nde 05.08.1992 gününde döviz tevdiat hesabı açtırarak 13.000 DM para yatırdığını, hesap cüzdanını kaybeden müvekkilinin bulduktan sonra ilgili şubenin kapanması sebebiyle davalı banka genel müdürlüğüne müracaat ettiğini, davalının 28.1.2000 gününde hesabın kayıtlarında bulunmadığı yönünde cevabi ihtarname gönderdiğini ileri sürerek, 13.000 DM'nın en yüksek döviz faiziyle birlikte yada ödeme tarihindeki TL. karşılığının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Etibank'ın özelleştirme sonucu önce T.Halkbank A.Ş'ne devredildiğini, Etibank Osmanbey Şubesinde bulunan hesapların T.Halk Bankası Nişantaşı Şubesine devredildiğini, davalı banka nezdinde davacıya ilişkin bir hesabın bulunmadığını savunarak, davanın husumet yönünden reddini istemiştir.
Mahkemenin, hesabın açıldığı tarihte özelleştirme kapsamında olan Etibank'ın dava dışı T.Halkbank A.Ş.'ne devredildiği gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine ait kararı Dairemizce; davanın, davacının 1992 yılında hesap açtırdığı bankanın tüzel kişiliğine karşı açıldığı, dava tarihi itibariyle bu bankanın devredildiği dava dışı T. Halk Bank A.Ş.nin davalı gösterilmemesinin temsilcide yanılma olduğu, davacı vekilinin verdiği dahili dava dilekçesi dava dışı T.Halkbank A.Ş.ne tebliğ ettirilerek, bu davalıya karşı davaya devam edilmesi gerekirken, davanın husumetten reddinin doğru olmadığı, ayrıca hesabın açıldığı tarihte henüz özelleştirme yapılmadığı halde, mahkemece bu gerekçeye dayalı olarak hüküm tesisinin de isabetsiz olduğu gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda dava dilekçesi Halkbank A.Ş.'ne tebliğ edilmiş, Halkbank A.Ş. vekili, zaman aşımı ve husumet itirazında bulunarak müvekkili banka kayıtlarında yapılan araştırmada davacı adına açılmış ve bankalarına devredilmiş bir mevduat hesabı tesbit edilemediğini savunmuş, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının Etibank Osmanbey Şubesi'nde 13.000 DM'lık hesap açtırdığı, hesap cüzdanının bulunduğu, bu bankanın önce özelleştirme kapsamına alınıp bilahare T.Halk Bankası'na devredildiği, daha sonra tekrar TMSF'na devredilerek Bayındırbank ile birleştirildiği, Etibank'ın külli halefi konumundaki davalı bankanın dava konusu mevduatın akibetinden sorumlu olduğu, davalı bankanın davacıya hesaptaki parayı ödediğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı tarafından davalı Bayındırbank aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yukarda açıklanan sebeplerden dolayı, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Bankalar Kanunu'nun 4672 sayılı yasayla değişik 14/5-c maddesi gereğince davalı Etibank A.Ş.'den harç alınmasına mahal olmadığına, 02.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy