(6762 S. K. m. 333)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Erzurum Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.11.2004 tarih ve 2002/604-2004/439 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin 08.01.1999-26.05.2002 tarihleri arasında yönetimde bulunduklarını, 05.11.1999 tarihli genel kurulda inşaat maliyetinin %10'u huzur hakkı verilmesinin kararlaştırıldığını, inşaatların durumunun tespit ettirdiklerini, talep edilmesine rağmen yeni yönetim tarafından bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek 30.000.000.000. TL'nin tahsiline, birleştirilen davasında da müvekkillerinin ortaklıktan ihracına karar verildiğini, bu kararların usulsüz bulunduğunu iddia ederek, haklarındaki ihraç kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl davada davacıların huzur haklarını fazlasıyla aldıklarını, buna dair kendilerinin imzasının içerir belgeler olduğunu, birleştirilen davada ise mali yükümlülüklerini yerine getirmediklerin, usulüne uygun ihtarnameler sonucu ihraç edildiklerini savunarak, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, her iki davacının 08.01.1999-26.05.2002 tarihleri arasında davalı kooperatifte başkan ve muhasip olarak görev yaptıkları, genel kurul kararıyla yönetim kurulu üyelerine çalıştıkları dönem içerisinde yapılan inşaatın %10'u üzerinden huzur hakkı ödenmesinin kararlaştırıldığı, görev süreleri boyunca 23.422.550.046. TL huzur hakkı alacaklarının doğduğu, bu alacaklarına mahsuben ayrı ayrı 4.160.000.000. TL ödeme yapıldığı, yasal şartları taşımaması nedeniyle davalı tarafça dosyaya sunulan belgelerin değerlendirilmeye alınmasının mümkün olmadığı, ihtarnamelerin usulsüz oluşu, alınan kararların geçersiz bulunduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, her bir davacı için 3.647.516.682. TL'nin davalıdan tahsiline, birleştirilen davanın kabulüne, davacılar hakkındaki ihraç kararlarının iptallerine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı Dursun Kaya'nın kooperatiften bir alacağının kalmadığına dair beyanının üyelikten ayrılmaya yönelik olmasına, davacıların, 1163 sayılı Yasa ve ana sözleşmeye uygun düzenlenmeyen ihtarnamelerle ihraç edildiklerinin sabit bulunmasına, bu nedenle ihraç kararlarının iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik olmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl dava, huzur hakkı alacağının tahsili, birleşen dava ise ihraç kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davacıların, davalı kooperatifin ortakları ve aynı zamanda kuruluştan 26.5.2002 tarihine kadar yönetim kurulu üyeleri oldukları, 08.01.1999 tarihli genel kurulda inşaat maliyetinin %10'u oranında yönetim kuruluna huzur hakkı verileceğinin kararlaştırıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, ödenmesi gerekli huzur hakkı tutarı ile tahakkuk eden bu miktarın davacılar tarafından tahsil edilip edilmedikleri noktasında toplanmaktadır. Uzman bilirkişiye davacıların yönetim kurulundan ayrıldıkları tarih itibariyle inşaat maliyeti dikkate alınarak ödenmesi gerekli huzur hakkı tutarı tespit ettirilmiştir. Esasen, tespit edilen bu miktara ve tespit şekline yönelik temyiz istemi de bulunmamaktadır. Davacılar vekili, müvekkillerinin görevden ayrıldıkları 26.5.2002 tarihe kadar hiç huzur hakkı almadıklarını iddia etmiş, davalı vekili ise davacıların fazlasıyla huzur haklarını tahsil ettiklerini savunarak bir takım belgeler sunmuştur. Mahkemece, huzur hakkı istemi bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hükmün huzur hakkının tahsil edilip edilmedikleri yönünden yeterli araştırma incelemeye dayandığını söylemek mümkün değildir. Zira, davalı vekilinin huzur hakkının tahsil edildiğine yönelik olarak sunmuş olduğu belgelere özellikle de davacı Dursun Kaya imzalı huzur hakkına mahsuben 6.480.000.000. TL alındığına dair gider makbuzuna neden itibar edilmediği tam olarak açıklanmamıştır. Öte yandan, bu yönüyle hükme esas alınan bilirkişi raporu da denetime elverişli bulunmamaktadır. Anılan raporda genel olarak yevmiye defteri, ortaklar defteri ve gider makbuzlarından yönetim kurulu üyelerine toplam 12.480.000.000. TL ödeme yapıldığı açıklanarak davacıların payları tespit edilmiş ve bakiye alacakları belirlenmiştir. Ancak, defter ve kayıtların durumu, hangi tarihte ne miktar ödeme yapıldığı, ödeme bilgilerinin nerede kayıtlı oldukları, davalının sunmuş olduğu belgelerin bu kayıtlarda yer alıp almadıkları irdelenmemiştir. Bu durum karşısında, yukarıda açıklanan hususlar ve davalı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak bilirkişi kurulundan ek rapor alınması veya gerektiğinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy