(818 S. K. m. 38)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.10.2004 tarih ve 2004/496-2004/970 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile geçmişte ticari ilişki içerisinde bulunan davalı banka arasında hiçbir alacak-borç ilişkisi yokken, davalı tarafından, müvekkilince başka bir iş için verilmiş olan ipoteğin paraya çevrileceği ve yasal yollara başvurulacağı bildirilerek, 62.971 USD talep edildiğini, müvekkili şirket temsil ve ilzama yetkili olmayan ortağın talebi ile açılan ve kendisine ödenen krediden dolayı müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, yine de davacı şirketin ticari itibarını düşünerek davalıya ödemede bulunduğunu ileri sürerek, haksız yere ödenen 59.500 USD'nin aynen veya TL karşılığı olan 17.000.000.000.-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka tarafından kredi borçlusu şirkete karşı herhangi bir icra takibi yapılmadığını, sadece hesabın kat edilerek buna ilişkin ihtarname keşide edildiğini, dolayısıyla davacıdan icra tehdidi altında yapılmış bir tahsilatın söz konusu olmadığını, davacının bu durumda istirdat davası açmasının mümkün bulunmadığını, davacı ile müvekkili banka arasında kredi ilişkisi tesis edildiğini ve davacı firma ile ortak Nusret ve Ercan Avcı'nın imzaladığı genel kredi sözleşmesine istinaden iki ayrı tarihte toplam 60.000 USD kredi kullandırıldığını, kullanım tarihinden itibaren davacı şirkete her 3 ayda bir gönderilen kredi ekstrelerine davacı tarafından itiraz edilmediğini, kaldı ki, kredi kullandırım tarihinden itibaren 3.ay ve 6.ay devre sonu faizlerinin müvekkili bankaya ödendiğini, bilahare 9.ay sonu itibarıyla firma ortaklarından Nusret ve Ercan Avcı arasında bir anlaşmazlık çıkması nedeniyle, baba Nusret Avcı tarafından kredi ilişkisinin inkar edildiğini, buna karşılık Ercan Avcı'nın şirket ortağı olup şirketi temsile ve ilzama yetkili bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar, Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, Ercan Avcı'nın yetkisinin kaldırıldığının Bankaya bildirildiğine dair yazılı belgelerin verilen süreye rağmen davacı tarafça sunulamadığı, tarafların zararın oluşmasında gerekli özeni göstermedikleri, %50'şer oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yerinde ve görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, banka kredi sözleşmesi nedeniyle sebepsiz ödendiği iddia edilen paranın davalıdan istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce, davalı vekilinin itirazı üzerine alınan 01.08.2001 tarihli ek bir bilirkişi raporu bulunmasına rağmen, bu rapora itibar etmeme nedeni karar yerinde değerlendirilip, tartışılmadan hüküm tesisi edilmesi doğru görülmeyerek davalı yararına bozulmuş, bozma neden ve şekline göre de, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine o aşamada gerek görülmemiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davalı vekili, davacı ile müvekkili banka arasında kredi ilişkisi tesis edildiğini ve davacı şirket ile ortak Nusret ve Ercan Avcı'nın imzaladığı genel kredi sözleşmesine istinaden iki ayrı tarihte toplam 60.000 USD kredi kullandırıldığını, kullanım tarihinden itibaren davacı şirkete her 3 ayda bir gönderilen kredi ekstrelerine davacı şirket tarafından itiraz edilmediğini, kaldı ki, kredi kullandırım tarihinden itibaren 3. ay ve 6. ay devre sonu faizlerinin müvekkili bankaya ödendiğini, bilahare 9.ay sonu itibarıyla firma ortaklarından Nusret ve Ercan Avcı arasında bir anlaşmazlık çıkması nedeniyle, baba Nusret Avcı tarafından kredi ilişkisinin inkar edildiğini savunmuştur. Her ne kadar, dava konusu edilen meblağ, davacı şirketi temsil ve ilzam yetkisi 08.10.1993 tarihinde kaldırılan Ercan Avcı tarafından kullanılmış ise de, anılan kredinin dönemsel faizlerinin davacı şirket tarafından ödenmiş olması halinde, davacı şirketi temsil ve ilzama yetkisi bulunmayan Ercan Avcı'nın yapmış olduğu bu işlemelere davacı tarafından BK.nun 38 inci maddesi çerçevesinde icazet verildiğinin kabulü gerekir. Bu durumun varlığının tespiti halinde, Ercan Avcı'nın yaptığı bu işlemlerin davacı şirketi bağlayıcı hale geleceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, davalı vekilinin yukarıda anılan bu savunması üzerinde durulup, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.10 YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy