(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 109)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Bağcılar Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.03.2005 gün ve 2005/59-2005/148 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı sigortacının, TTK. nun 1301 inci maddesi hükmüne dayalı olarak, davalı aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece, davanın reddine dair tesis edilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK. nun 1301 inci maddesine dayanılarak sigortalının halefi sıfatıyla tazminat alacağının tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, icra takibine yapılan itirazla dava tarihi arasında 1 senelik sürenin geçtiği, ayrıca 2 yılık zaman aşımı süresinin de dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, İİK. nun 67/1 inci maddesinde itirazın iptali davasının itirazın alacaklıya tebliğ gününden itibaren 1 senelik sürede açılması gerektiği öngörülmüş olup, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere 1 senelik hak düşürücü sürenin itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren başlayacağı öngörüldüğünden sürenin başlaması için borçlunun itirazının mutlak surette alacaklıya veya varsa vekiline tebliği gerekir. Dava konusu olayda, dosya arasında bulunan icra takip dosyası fotokopisinden itirazın tebliğ edildiği tespit edilemediği gibi, bu hususta bir savunma dahi bulunmadığına göre, mahkemece yazılı bu gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, somut olayda 06.11.2001 gününde olay olmuş, 30.05.2003 gününde başlatılan icra takibi ile zaman aşımı kesilmiş, itirazın iptal edilmesine ait işbu dava ise 18.06.2004 gününde açılmakla, Karayolları Trafik Kanunu'nun 109 uncu maddesinde öngörülen 2 senelik zaman aşımı süresinin geçmediği gözardı edilerek, davalı vekilinin zaman aşımı itirazının reddine karar verilmek gerekirken anılan bu gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi dahi doğru değildir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz ilam harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy