(2004 S. K. m. 89)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.03.2005 gün ve 2003/779-2005/98 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Arıcı ... Ltd.Şti. nden alacağı bulunduğunu, anılan şirketin davalıda olan alacağını müvekkiline adi yazılı biçimde temlik ettiğini, davalı şirkete temlik hususunun ihtar edildiğini, davalı şirketin aynı alacağa yönelik olarak bir başka şirket tarafından icra takibi yapıldığını bildirdiğini, davalı şirketin, temlik alan şirket ile sair dava dışı şirketin birlikte muvazaalı işlemlerle alacaklarını sürüncemede bırakmak istediğini ileri sürerek, temlik alacağı olan 19.827.025.498.TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının temliknameye ait ihtarının dava dışı şirket tarafından gönderilen 1.haciz ihbarnamesinden sonra geldiğini, temliknamedeki imzaların sıhhatinin bilinmediğini, bu sebeple ödemenin icra dosyasına yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacının temlik aldığı alacağı davalıya gönderilen 1.haciz ihbarnamesi ve davalının icra dairesine ödeme beyanının yapıldığı tarihten önce bildirdiğinin ispatlanamadığı, davalı temlik borçlusunun bu alacağı dava dışı alacaklının alacağına karşılık icra dosyasına ödemiş olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Karar: Dava, temlik edilen alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davaya konu 24.04.2003 günlü temlikname kapsamında dava dışı şirketin davalı şirketten olan alacağı davacı şirkete temlik edilmiş olup, temlikname üzerinde davalı şirkete ilişkin kaşe ve imzanın da bulunduğu görülmektedir.
Davaya konu temlikname davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibi ve haciz işlemlerinden önce düzenlenmiş ise de, temliknamenin davalı şirkete ihbar edilmesi haciz işlemlerinden sonra gerçekleşmiştir.
Taraflar arsındaki uyuşmazlık, davalı şirketin davaya konu temliknameden kendisi aleyhine başlatılan icra takibinden önce haberdar olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Her ne kadar temliknamenin davalıya ihbarı haciz işlemlerinden sonra gerçekleşmesi nedeniyle, davalı şirketin temliknameye konu alacağı icra dosyasına ödemesinde bir usulsüzlüğün bulunmadığı düşünülebilirse de, davacı şirket tarafından, temliknamenin düzenlenmesi üzerine, geçerliliğinin denetlenmesi amacıyla davalı şirkete götürülerek teyit alındığı iddia edilmiş ve temliknamede davalı şirkete atfen atılan imza ile haciz ihbarnamesindeki imza ve bu dosyada dava dilekçesini tebliğ alan imzaların aynı kişiye ilişkin olduğu dosya kapsamından belirlenmiştir. O durumda mahkemece, davacının bu iddiası üzerinde durularak, imza ve kaşenin davalı şirketi bağlayıcılığının araştırılması suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy