(6762 S. K. m. 57) (1086 S. K. m. 193) (556 S. KHK. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Muğla Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.04.2005 gün ve 2003/649-2005/229 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki davalı karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Marmaris'te Green House ismi ile disco-bar işlettiğini, bu ismin 1988 yılında kullanılmaya başlayıp, müvekkili tarafından 1992 yılında devir almak suretiyle kullanımının devam ettiğini, 2002 yılında marka tescili yapıldığını, bu ismi meşhur hale getirdiklerini, davalının ise Bodrum'da ve müvekkilinden sonra bu ismi kullanmaya başladığını, daha önce açılan davanın görevsizlik ve açılmamış sayılma ile sonuçlandığını, müvekkilinin önceliği bulunduğunu, tarafların kullanımlarının birbirlerine bir zarar vermediğini ileri sürerek, 556 sayılı KHK.nin 74. maddesine göre, müvekkilinin kullanımının davalının marka hakkına tecavüz oluşturmadığına ve Marmaris'te bu markayı kullanma hakkı bulunduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, davacı-karşı davalının 556 sayılı KHK.nin 74. maddesine göre dava açma hakkı bulunmadığını, noter aracılığı ile bir bildirim yapılmadığını, davacının markayı haksız olarak kullandığını savunarak davanın reddini istemiş, karşı davasında ise, markayı meşhur hale müvekkilinin getirdiğini, 1990 yılından itibaren kullanıldığını, davacı-karşı davalının eyleminin markaya tecavüz olduğunu ileri sürerek, tecavüzün durdurulmasını, ticaret sicilinden kaydın terkinini, bu ismi taşıyan bütün tanıtıcı malzemelerin toplatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının davalıya karşı açtığı ilk dava sebebiyle 556 sayılı KHK.nin 74. maddesindeki bildirim şartının yerine gelmiş olduğu, anılan markayı davacının 43. sınıfta tescil ettirerek Marmaris'te kullandığı, davalının ise daha önce 39, 41 ve 43. sınıfta tescil ettirdiği markayı Bodrum'da kullandığı, hizmet yerleri ve sınıflarının farklı olması sebebiyle davacının faaliyetlerinin davacının marka hakkına tecavüz olmadığı, kaldı ki, davacının tescilli marka kapsamında faaliyette bulunması sebebiyle kullanımının kanuni koruma kapsamında olduğu, davalının hükümsüzlük davasının bulunmadığı, hükümsüzlüğe kadar her türlü kullanımın koruma altında olduğu, haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile, davacının Marmaris'teki işyeri sebebiyle faaliyetlerinin Bodrum'da faaliyet gösteren davalının tescilli markasına tecavüz oluşturmayacağının tespitine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, 556 sayılı KHK.nin 74. maddesine dayalı marka hakkına tecavüzün mevcut olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
556 sayılı KHK.nin 74/2. maddesi uyarınca davacının fiillerinin, başkasına ilişkin bir marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hakkında marka sahibinden görüşlerini bildirmesinin noter aracılığı ile talep edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda davacı tarafından davalıya noter yolu ile anılan maddeye uygun bir noter ihbarı gönderilmemiş olup, mahkemece, davacı tarafından davalı şirkete karşı açılıp, HUMK. nun 193/son maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilen markanın hükümsüzlüğü davası nedeniyle, davacının 74. maddedeki bildirimi yerine getirmiş olduğu kabul edilerek işin esası incelenmiştir.
Ancak, anılan maddedeki görüş alınması keyfiyeti yasa koyucu tarafından bir şekle tabi tutulmuş olup, görüşün noter aracılığı ile talep edilmesi şarttır. Bu halde davacının anılan maddeye dayalı olarak dava hakkının bulunduğunu söylemek mümkün olmaması sebebiyle asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bunun yanında, davalı-karşı davacının davası yönünden de red kararı verilmiş ise de, yapılan inceleme karar vermeye yeterli değildir.
Davalı-karşı davacı, karşı dava dilekçesinde, davacının 14.01.2002 gününde tescil ettirdiği markasından bahsetmeksizin, davacı-karşı davalının işletme adı olarak kullandığı Green House ibaresinden dolayı markaya tecavüzün önlenmesini istemiştir. Mahkemece, taraflardan birinin Marmaris, diğerinin Bodrum'da faaliyet göstermesi ve sınıflarının farklı olması ile dava konusu yapılmayan davacı markasının kullanımının kanuni koruma kapsamında olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı şirketin davaya konu ibareyi işletme adı olarak davalı şirketten önce kullanmaya başladığı hususu uyuşmazlık dışıdır. Tescilli veya önceye dayalı ihdas edilerek kullanılmasından dolayı üstün hak kazanılmış işletme adının bir başkasınca ayırt edilemeyecek benzerlikte kullanılarak, karıştırılmaya (iltibasa) yol açması TTK. nun 57/5. maddesinde tanımlanan anlamda haksız rekabet oluşturabilecektir. O durumda mahkemece, davalı-karşı davacının karşı davasındaki talepleri de nazara alınmak suretiyle davacı-karşı davalının anılan ibareyi davalı-karşı davacıdan önce işletme adı olarak kullanmak suretiyle davalı-karşı davacının marka hakkına bir üstünlüğünün olup olmadığının tartışılıp, değerlendirilmesi gerekirken karşı dava konusu yapılmayan, davacının tescil ettirdiği markasına yönelik gerekçelerle karşı davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy