(1086 S. K. m. 455, 456, 530)
Dava: Taraflar arasında hakemde görülen davada verilen 23.06.2003 tarih ve 2003/148 - 2003/72 D.İş sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti, bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, hakem heyetine verdiği 04.02.2003 tarihli dilekçesinde kooperatifçe kendilerine teslim edilen evlerinde eksiklikler bulunduğunu belirterek eksikliklerin giderilmesi hususunda gereğinin yapılmasını istemiştir.
Hakemlerce, 16.04.2003 tarihinde işçilik hatasından kaynaklanan çatı yalıtımı eksikliğinin, keza bodrum tavan yalıtımı eksikliğinin, pencere yapımı ne yalıtımı eksikliğinin giderilmesine, hidrofor basınç ayarının yapılmasına kalorifer montaj hatasından kaynaklanan fazla yakıt gideri 385.680.000 TL'nin tahsiline, antenle ilgili bir eksiklik bulunmadığına karar verilmiş, bilahare ise davacı tarafın tavzih talebi üzerine davalının kusuru ile fazla tüketilen yakıtın 1000 kg olduğuna karar verilmiştir.
Davacı vekili, tavzih kararını ve esas kararı temyiz etmiştir.
1- Hakem kararları da tasdik edildikten sonra kabili icra hale geleceğinden hakemler de taraf ve dava ehliyetinin bulunup bulunmadığını re'sen incelemek zorundadır. Dava konusu olayda kooperatif üyeleri için konut yaptırıp teslim ettiğine göre kooperatife karşı davaların üyelerce açılması gerekir. Kat malikleri adına yöneticinin böyle bir davayı açması mümkün değildir. Anılan husus nazara alınmadan yazılı şekilde karar tesisi bozmayı gerektirmiştir.
2- Öte yandan HUMK'nun 530 ncu maddesi uyarınca hakem kararlarının icra ve infazı mümkün bir karar niteliğini taşıması gerekir. Temyize konu hakem kararının (karar) başlıklı hüküm kısmında hangi eksikliklerin tamamlanması gerektiği ayrı ayrı gösterilmemiş bulunduğundan kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Diğer taraftan hakemlerin kendi ücretlerini tayin etmeleri mümkün bulunmadığı halde, bu hususta karar tesis edilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
4- Ayrıca, HUMK'nun 455 vd. maddelerinde kararlarının ne şekilde tavzih edilebileceği düzenlenmiş olup, anılan yasanın 456. maddesi hükmüne göre tavzih dilekçesinin karşı tarafa tebliği ile cevap vermesi için belirli bir mühletin tayini gerekir. Dava konusu olayda tavzih dilekçesinin karşı tarafa tebliğine dair dosyada her hangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı gibi sadece hükmün müphem ve birbiri ile çelişen fıkralar ihtiva etmesi halinde tavzih yoluyla yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün olup, bu yolla hükümlerin değiştirilmesi mümkün değildir. Temyize konu olayda hakemler bilirkişiye de raporda düzeltme yaptırmak suretiyle yeni bir karar oluşturma yoluna gittiklerinden tavzihe ilişkin hakem kararının da bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilin temyiz itirazlarının kabulüyle hakem ve tavzih kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy